Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   







































































Ana Sayfa


Deniz Kavukçuoğlu

dkavukcuoglu@superonline.com


Reductio ad Absurdum ya da 536 Gün Boşa Yatmak


Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi uzman hukukçular tarafından hazırlanan 10 Ağustos 2010 tarihli bir Tutuklama Raporuyayımladı. 78 sayfalık kapsamlı raporda tutukluluk konusu evrensel kabul gören ilke ve uygulamalar doğrultusunda mercek altına alınıyor ve Türkiye’deki uygulamalarla karşılaştırılıyor.

Bilindiği gibi ilk kez 20 Mart 1950’de Roma’da imzalanan, 3 Eylül 1952’de yürürlüğe giren ve Türkiye’nin 18 Mayıs 1954’te onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin içeriği yıllar içinde hazırlanan ek protokollerle değiştirilmiş, sonunda 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren 11. Protokol’le bugünkü şeklini almıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5/1-c maddesi tutuklamaya ilişkin olarak kişinin suç işlediği hakkında geçerli şüphenin varlığını, suçun işlenmesinin önlenmesi ya da suçlunun kaçmasının engellenmesi zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin varlığınıöngörmektedir.

* * *

Arkadaşımız Mustafa Balbay 536 gündür tutukludur. AİHS’nin yukarıda işaretlediğimiz 5/1-c maddesi ölçüt olarak alınacak olursa yargılandığı mahkemenin üç yargıcından ikisi onun suç işlediği hakkında geçerli şüphenin var olduğu”, eğer serbest bırakılırsa delilleri karartacağı”, “kaçacağıgörüşündedirler.

Mustafa Balbay gazetecidir, yazardır, Türkiye’nin en köklü gazetesinin Ankara temsilcisidir. Görevi araştırmak, incelemek, haber kovalamak, yazı malzemesi toplamak, yazmaktır. Kendisine atılan suçise Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaktır”, yani darbeciliktir.

* * *

Bu ülkede yaşayan her aklı başında insana bu suçlamalar da tutukluluğuna ilişkin gerekçeler de gerçekdışıgelmektedir.

Mustafa Balbay Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldıracak darbeyi yazı yazarak mı gerçekleştirecektir? Evi, ofisi aranmış, didik didik edilmiş, yazı malzemesinden, notlarından, bilgisayar disklerinden başka bir şey bulunamamıştır. Yoksa Balbay, kendisi gibi benzer suçlamalarla tutuklanmış gazeteci, televizyoncu Tuncay Özkan, dünya çapında bir tıp adamı olan Prof. Dr. Mehmet Haberal, yine bir bilim adamı ve eski bir rektör olan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile el ele vererek mi yapacaktır bu silahsız, topsuz, tüfeksizdarbeyi?

* * *

Öte yandan salt aynı davanın değil benzer davaların da silahlara, toplara, tüfeklere egemen konumda bulunan yüksek rütbelerdeki askeri sanıkları serbest bırakılmış, içeride yalnız gazeteciler, bilim adamları, yazarlar ile teğmen, üsteğmen gibi sırtları henüz sağlamlaşmamış genç askerler kalmıştır.

Bu ne biçim hukuktur?

Ortada, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik bir askeri darbe tehlikesi var!diyeceksin, insanları apar topar içeri alacaksın, sonra da Bunlar ne kaçarlar, ne de delilleri karartırlardeyip silahlı asker sanıkları serbest bırakıp silahsız sivilleri demir parmaklıklar ardında tutacaksın!

Buna Latincede reductio ad absurdumdenirki tam karşılığı saçma olana indirgemedir. Bir savı doğru kabul ederek saçma bir sonuca varıp savın yanlış olduğu sonucuna ulaşıldığı, Aristoteles’in sıkça başvurduğu bir mantık yöntemidir.



• Deniz Kavukçuoğlu Arşivi •


D. Kavukçuoğlu Web Kütüğü