| |

Ana Sayfa
|
Deniz Kavukçuoğlu
dkavukcuoglu@superonline.com
Nereden Nereye ya da Gülay Göktürk’ün Hazin Hayat Hikâyesi
Gülay Göktürk, Hanefi
Avcı’nın “Haliç’teki
Simonlar” kitabını okumuş, bir sonuca varmış. Bilindiği
gibi kitabın ağırlık noktasını Gülen cemaatinin polis teşkilatını ele
geçirmesi oluşturuyor. Gülay Göktürk bunu doğal karşılıyor, soruyor:
“Neden Gülen Cemaati mensuplarının Emniyet
Teşkilatı’nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin
olmaları suç olsun? Gayrimeşru yollardan mı gelmişler oralara? Bazı
makamlar bazı vatandaşlara yasak mı? Bunu engelleyen bir kanun mu
var?”
Ortaya attığı soruyu yanıtladıktan sonra vardığı sonucu
açıklıyor: “(…) Demokratik devletlerde, sivil toplum
içinde var olan her türlü gücün, politik toplumda yansımasını bulması
doğaldır. Dini örgütlenmeler, cemaatler ve tarikatlar da sivil toplumun
bir parçasıdır ve onların da, kendi Türkiye projelerini hukuk düzeni
içinde ve yasal sınırlar dahilinde, devlet katlarına taşıma hakları
vardır. Dolayısıyla Gülen Cemaati mensuplarının da Emniyet
Teşkilatı’nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin
olması suç ya da ayıp değildir.”
* * *
Ona göre Fethullahçıların tüm devlet katlarında, örneğin polis
teşkilatında örgütlenerek etken bir konuma gelmelerinde olumsuz bir yan
bulunmuyor. Bunu engelleyen bir kanun da olmadığına göre...
Gülay Göktürk, yaklaşık 70.000 basılan, çoğu havalimanları gibi
yerlerde bedelsiz dağıtılan, birazı da bayilerde satılan Fethullahçı Bugün
gazetesinin bir yazarıdır. Dolayısıyla Gülen cemaatinin devlet katlarında
konuşlanmasına olumlu yaklaşması doğaldır.
Doğal olmayan, onun bu yaklaşımını ileri derecede savunduğu
“liberalizm” ile bağdaştırabiliyor
olmasıdır. Göktürk, bu yaklaşımını, “sivil
toplumda oluşan bir gücün kendi Türkiye projesini devlet katına
taşıması” olarak açıklarken, bir gerçeği görmezlikten
geliyor. Devlete, üniformalı ya da üniformasız olsun, devlet bürokrasisine
entegre olan bir güç “sivil” niteliğini
koruyabilir mi? Sözgelimi, bir polis memuru, bir emniyet müdürü, bir
istihbarat şefi ya da bir emniyet amiri salt
“cemaatten” diye hâlâ sivil toplumun bir
üyesi olarak tanımlanabilir mi? Bir cemaatçi devlet memuru görevi
sırasında ait olduğu cemaatin çıkarlarından kendini soyutlayabilir mi,
bağımsızlaştırabilir mi?
Göktürk, bu soruların yanıtlarının
“hayır” olduğunu bilecek kadar zeki bir
insandır. Fakat bilmezden geliyor. Çünkü bu ülkede
“liberalim/özgürlükçüyüm” diyen birçok
insan gibi o da sırtını yasladığı güç odağının
“icazet”i ölçüsünde liberaldir,
özgürlükçüdür.
* * *
Gülay Göktürk toplumumuzdaki birçok “icazetli
liberal” gibi “sol’dan
dönme”dir. Bir zamanlar
Marksizm-Leninizm’in, Maocu düşüncenin,
proleterya diktatörlüğünün “yılmaz” bir
savaşçısıyken, şimdi İslamik-kapitalist Fethullah Gülenci örgütlenmenin
bağnaz bir savunucusudur. O, doğal ki ülkemiz sosyalist hareketinin tek
“dönek”i değildir; sayısız benzeri
vardır. Türkiye gibi toplumsal değişim sürecinin büyük bir hızla geliştiği
bir ülkede bu tür kişilik deformasyonlarına, amorflaşmalara, saf
değiştirmelere sıkça rastlanıyor olması olağanüstü bir durum değildir. Bu
açıdan bakıldığında Göktürk’ün bir yazı konusu
olacak ölçüde ilginç bir yanı olup olmadığı sorgulanabilir. Bence vardır!
İlginçliği, sol’dan
sağ’a savruluşundaki polarizasyonun derecesinden
kaynaklanmaktadır.
Gülay Göktürk, bugün 61 yaşındadır. Sol ile lise çağlarında
tanışır, 20 yaşında ODTÜ öğrencisiyken örgütlenir. Üniversiteyi terk edip
fabrikalarda işçilik yapar. 12 Mart 1971 sonrası 2.5 yıl cezaevinde yatar,
1974 affı ile serbest kalır. Yeniden işçiliğe döner. Gecekonduda oturur.
1977 yılında yayımlanmaya başlayan günlük Aydınlık gazetesinin işçi
sayfasının sorumluluğuna getirilir, “Örs ve
Çekiç” köşesinde yazılar yazar. 12 Eylül 1981 darbesinden
sonra Aydınlık hareketinden kopar. Güneş ve Günaydın gazetelerinde, Nokta
ve Aktüel dergilerinde çalışır. 1994 yılında Dinç
Bilgin’in Sabah gazetesinde köşe yazıları yazmaya,
aynı zamanda da “liberalleşmeye” başlar.
Sonunda bugün bulunduğu yere gelir.
Nereden nereye, öyle değil mi? Hazin bir hayat hikâyesidir
onunki.
Deniz Kavukçuoğlu Arşivi
D. Kavukçuoğlu Web Kütüğü
|