| |

Ana Sayfa
|
Deniz Kavukçuoğlu
dkavukcuoglu@superonline.com
Psikoloji
Medya üzerine çok gitti ama “Krizin nedeni
psikolojiktir” derken aslında haklıydı Sayın
Başbakan. Tabii sözlerine açıklık getirip ekonominin bir
“depresyon” mu yoksa
“panik atak” mı geçirdiğini,
toplumda saptadığı eğilimlerin “paranoid”
mi yoksa “histiriyonik”
mi olduğunu söyleseydi doğal ki çok daha iyi olurdu. Nitekim şimdi
bu toplumun bireyleri olarak ne geçirdiğimizi, ne olduğumuzu
bilememenin şaşkınlığını yaşıyoruz. Ama bir şeyler geçirdiğimiz,
bize bir şeyler olduğu, tıbben adını koyamasak da toplumca ruhsal
durumumuzun bozulduğu bir gerçek. Ve bu gerçek hepimizin
davranışlarına yansıyor.
* * *
Ülkemizin en üst yargı organı olan Anayasa Mahkemesi
yargıçlarının ikiye bölünüp her birinin ayrı basın toplantıları
düzenleyerek öbür tarafı suçlaması bile tek başına bu ruh
sağlıksızlığının bir yansıması değil midir?
Ya da Ergenekon’da görülen
yargıç-savcı çatışması, hukukçuların birbirlerini
“anayasayı çiğnemekle”
suçlamaları?
Veya daha düne kadar krize “Hodri
meydan!” diyen, “Fırsata
dönüştüreceğiz!” diyen o
Şimşek’lerin, o
Tüzmen’lerin, o
Unakıtan’ların bugün ekranlardaki o
ne yapacağını bilemez halleri?
Hele üniversitelerdeki rektör seçimlerinin galiplerini
mağlup sayan o YÖK Başkanı’nın şaşkın
gevelemeleri, Danıştay’da verilen
yürütmeyi durdurma kararları?
Sağlıklı bir toplumda bu türden
“arızalı” durumlara tanık
olunabilir mi?
* * *
Bu ülkenin çivisi çıkmıştır, ekonomisinin de, siyasetinin
de, hukukunun da, üniversitesinin de, medyasının da çivisi
çıkmıştır. Çivisi çıkan bir ülkenin bireylerinin ruh sağlığını
koruması mümkün müdür?
Sen bu ülkenin başbakanısın, sen bu ülkenin ekonomiden
sorumlu bakanısın, sen hükümetsin; tutup sözgelimi doğalgaza yüzde
82 zam yapacaksın, tüketicinin cebine darbe üstüne darbe
indireceksin, sonra da çıkıp milletle alay eder gibi
“Haydi, tüketin, satın alın, para
harcayın!” diyeceksin.
Gelen krizi sanayiciler aylar öncesinden görmüşler, sana
“Önlem alınsın, bir şeyler
yapılsın” demişler, aldırmamışsın. Tersaneler
kapanırken, tekstil sektörü çöker, otomotiv sanayii üretimi
durdururken sen hâlâ “Kriz bizi
vurmayacak”, “Bize teğet
geçecek” diye hikâye anlatmışsın.
Avrupa’nın en pahalı doğalgazı, en pahalı
petrolü, en pahalı elektrik enerjisi bizde olunca, en ufak
dalgalanmada bile rakiplerinin ilk altında kalanın bizim sanayicimiz
olması doğal değil mi?
Çok geçmeden toplu işçi çıkarmalar başlamış, işsizler
sokaklara dökülmüş. Ne yapacaksın, işsizlerin üzerlerine panzerleri
mi salacaksın?
* * *
Ellerin kolların bağlı, özelleştirmeler adına devleti
küçültmüş, un ufak etmişsin; ekonomiyi yönlendirmekten aciz duruma
düşmüşsün. Sana özelleştirmeyi dayatan devletlere bak,
ABD’ye,
Almanya’ya,
İngiltere’ye bak, ekonomilerini ayakta
tutabilmek için nasıl para döküyorlar. Senin ise elinde avucunda bir
şey kalmamış, har vurup harman savurmuşsun, gırtlağına kadar borç
batağına saplanmışsın. Şimdi IMF’den medet
umuyorsun, “Ümüğümüzü sıktırmayız!”
diye efelendiklerine ümüğümüzü teslim etmek için can
atıyorsun.
Krizin nedeni psikolojikmiş! Tabii ki psikolojik, ama sen
önce psikolojisi bozulana değil de o psikolojiyi bozana bak, kendine
yani… Sonra da şükret ki millet tümden
dellenip sokaklara fırlamıyor. Ama yine de bilinmez, burası Türkiye
çünkü…
Deniz Kavukçuoğlu Arşivi
D. Kavukçuoğlu Web Kütüğü
|