| |

Ana Sayfa
|
Deniz Kavukçuoğlu
dkavukcuoglu@superonline.com
'Güz Sancısı'ndan Hukuk Sancısına
Yılmaz Karakoyunlu’nun “Güz Sancısı” romanından yönetmen Tomris
Giritlioğlu tarafından sinemaya uyarlanan aynı addaki film geçen
hafta vizyona girdi. Henüz filmi görmedim, fakat görenler övüyorlar.
Bir aşk öyküsüyle de renklendirilmiş filmin 6-7 Eylül 1955
günlerinde yaşanan olayları mükemmele yakın bir gerçeklikte
yansıttığı söyleniyor.
“6-7 Eylül” bizim yakın tarihimizde,
özellikle de İstanbullular için çok önemli bir olaydır;
İstanbulluların yüreklerinde derin ve bugüne kadar kapanmayan
yaralar açmıştır.
Çok yazılıp söylenmiştir, ama bir not da
biz düşelim: O iki günde Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi verilerine
göre, İstanbul’da ilk, orta ve lise derecesinde 32 Rum ve 8 Ermeni
okulu tahrip edilmişti. İstanbul’da mevcut olan 74 kilisenin 70’i
yakılıp yıkılmıştı. Kiliseler dışında bir havra, 8 ayazma, 2
manastır, 3 bin 584’ü Rumlara diğerleri Ermeni ve Musevilere ait 5
bin 538 gayrimenkul tamamen yakılıp yıkılmış, içindeki mal ve eşya
yağmalanmıştı. Olaylar salt İstanbul ile sınırlı değildi; İzmir’de
Yunan Konsolosluğu ile fuardaki Yunan pavyonu ve Yunan kilisesi
tamamen yakılmış, sahildeki iki Rum motoru batırılmıştı. Olaylarda 3
Rum canını yitirmiş, bir Ortodoks papazı zorla sünnet edilmişti.
Olaylarda iş öylesine çığırından çıkmıştı ki o dönem Demokrat Parti
Milletvekili olan Rum kökenli Aleksandros Haçopulos’un evi bile
yağmalanmıştı.
* * *
6-7 Eylül olayları devlet
tarafından planlanmış, “derin devlet” tarafından yürütülmüş bir
harekâttı. Gerçeği karartmak amacıyla önce bir “komünist girişimi”
olarak gösterilip Aziz Nesin, Hasan İzzettin Dinamo, Müeyyet
Boratav, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hulusi Dosdoğru ve daha birçok
solcu aydın tutuklanmıştı. Sanıklar Harbiye hücrelerinde aylarca
yattıktan sonra Sıkıyönetim Mahkemesi’ne çıkarılmışlar, fakat tüm
çabalara rağmen aleyhlerinde yeterince delil imal edilemediğinden
serbest bırakılmışlardı.
27 Mayıs 1960 Devrimi’nden sonra
Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı’nda başta Başbakan Adnan
Menderes olmak üzere 11 Demokrat Parti yetkilisi 6-7 Eylül olayları
nedeniyle de yargılanmışlardır.
Anımsayalım: Bu olaylar, 6
Eylül günü DP’li Mithat Perin’in sahibi olduğu İstanbul Ekspres
gazetesinin saat 16.00 civarında satışa çıkan 2. baskısında
manşetten verilen Gökşin Sipahioğlu’nun, “Selanik’te Atatürk’ün
evine bomba atıldı!” haberi üzerine başlamıştı. Bu bir işaretti; bu
işaretle birlikte daha önce İstanbul’un çevresindeki varoşlarda
örgütlenen başıbozuk kitleler harekete geçirilmiş, bu tür işler için
“derin devlet” tarafından kurdurulmuş birtakım derneklerin
yöneticileri tarafından Rum ev ve işyerlerinin yoğun olarak
bulundukları bölgelere yönlendirilmişti. Çekiçli, kazmalı, balyozlu
kalabalıkların işi çok kolaydı, çünkü yakıp yıkacakları yapılar,
evler, mağazalar, dükkânlar önceden işaretlenmişti.
6 ve 7
Eylül 1955 toplumumuzun alnına devlet tarafından çalınmış kara bir
utanç lekesidir.
* * *
Aradan yıllar geçecek, Emekli
Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, Tempo dergisinin 9-15 Haziran 1991
tarihli 24. sayısında Fatih Güllapoğlu ile yaptığı bir söyleşide,
“6-7 Eylül bir Özel Harp işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi,
başarıya da ulaştı” diyerek derin devletin hakkını teslim edecektir.
Bu örgütlenme çerçevesinde Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atan
o zamanki Türk genci ve şimdiki yüksek bürokratın adı da bellidir,
en az 37 kaynakta belirtilmiş, hatta olay sonrasında Yunanistan’da
yargılanıp mahkûm olmuştur.
Ne yazık ki biz adını
yazamıyoruz, daha önce bir kez yazdık, bize 1.5 milyar TL tazminata
mal oldu, çünkü bu zat Yassıada’daki o temyizi olmayan “olağanüstü”
mahkemede aklanmış bir kez! Yaşadığımız şu Ergenekon günlerinde
aklıma bir soru takılıyor: Suçluları koruyan bu sancılı hukuk
düzeninde “derin devlet”e ulaşmak olası
mı?<
bilemiyorum.
Deniz Kavukçuoğlu Arşivi
D. Kavukçuoğlu Web Kütüğü
|