Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   














































































Ana Sayfa


Ece Temelkuran

ecetem@hotmail.com

Ergenekon diyalektiği ve seçim


Kemal Kılıçdaroğlu, “Anketler seni söyler, dillerde nağme adın” adlı iyimser bir şarkıyla yerel siyasete girdi. Siyaseti müteahhitlik zannedenler “Hani proje? Proje nerede proje!” diye şimdiden söylenmeye başladılar. “Kılıçdaroğlu’nu destekliyorum” diyeceğim ama bu siyasi atmosferde bu işine yarar mı, yoksa durduk yere köstek mi oluruz, bilemiyorum.

İzmir’de de belediye, gönüllüleri örgütleyip hayali seçmen avına çıkıyor. Seçim heyecanı İzmir’de ‘hayalet avcılığı’ ile başladı, sürüyor. Seçim yolsuzluğuna karşı bu katılımcı polisiye faaliyeti başka illerin de örnek alması gerek.

Zira duyduğum kadarıyla, bu çalışmalar iyi birer mahalle örgütlenmesi faaliyetine de dönüşüyor ister istemez.

Ankara’da ise zaten “Gökçek gitçek! Sola çek!” kampanyalarını duyuyoruz. Bir kez daha Gökçek kazanırsa Ankara’da toplu intiharlar yaşanacağı için umarız Karayalçın’ın çalışmaları tabandan (en tabandan!) daha çok katılım sağlanmasını hedefleyerek sürer.

Rakı ya da renkli gazoz

Bir yandan da Ergenekon süreci tam gaz devam. Birkaç gün Ankara’daydım. Hükümete muhalif olan kesimlerde, en soldan en ulusalcıya kadar İstanbul’dan bakınca tahmin edilemeyecek bir gerilim var. Muhalif duruma düşen herkes, devlet dairelerinden meyhanelere kadar her yerde yeni muktedirler tarafından zımbalanacakları duygusuyla tetikteler. Elle tutulacak kadar somut bir gerilim. O kadar ki lokantalarda rakı ile renkli gazoz arasında seçim yapmak bir hayat memat meselesi gibi!

Türk Metal Genel Başkanı Mustafa Özbek’in tutuklanmasıyla ilgili olarak konuştuğum DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ideolojik olarak Özbek’in tam zıddında durmasına rağmen süreci eleştiriyor ve şöyle diyordu:

“Öyle bir hava oluştu ki muhalifler birbirine ‘Aman dikkat et! Fazla konuşma’ diyor. Sussan, bu sefer de ‘Muhalifleri susturduk’ havası yaşanıyor karşı tarafta.”

Ergenekon’un ‘hâkimi’

Dikkatleri ekonomik krizden ve daha da acil mesele olan seçimlerden alıp ‘çukur kaz-çukur doldur’ canlı yayınlarına kilitleyen Ergenekon meselesinde, tam da seçim arifesinde ne yapmak lazım?

Konuşmamız sırasında Çelebi’nin söylediği, “Yapılacaksa tam yapılsın. Biz de Kemal Türkler’in katilini bilmek istiyoruz. Böyle bir örgüt davası varsa biz onun ancak yargıcı oluruz” sözleri bir fikir veriyor aslında. Süreci ‘esas Ergenekon’a zorlamak lazım. Meselenin ‘hâkimi’ olmak lazım.

DTP’li Sırrı Sakık geçen haftaki sohbetimiz sırasında asit kuyularından söz ediyordu. Sonra basına da yansıdı.

DTP’liler, zaten Şırnak ve çevresinde bilinen, Tuncay Güney’in açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen BOTAŞ’ın asit kuyuları için suç duyurusunda bulundu. Eski DEP milletvekili Selim Sadak, “Eğer Ergenekon’un buradaki yapısı çözülmek isteniyorsa Haxe köyünde kuyulardaki insanların akıbetleri ve Şırnak İli ve İlçelerini Geliştirme Vakfı’nın mazot gelirlerinin ne şekilde dağıtıldığına bakılmalı” açıklamasını yaptı.

Derin devlet buharlaşmaz

Ergenekon sürecini “Zaten Sivas’ı da Ergenekoncular yaptı” diyerek en çirkin şekilde araçsallaştıran iktidar ve iktidar yanlılarını, aslında sol kesimin pekiyi derecesinde bildiği bu derin devlet dersinden iyi bir sınava çekmek lazım.

Asit çukurlarını açabiliyorlar mı? Siyaseten mirasçısı oldukları kesimlerin antikomünist hezeyanlarla katlettikleri sendika liderlerinin katillerini bulabiliyorlar mı? Bulmak istiyorlar mı?

Ergenekon’a yapılan bu derin devleti buharlaştıran operasyon muamelesini, seçim çalışmaları sürerken (!) büyü bozumuna uğratmak gerek. Çünkü diyalektiği bilenler bilir. Hiçbir şey yok olmaz. Sadece biçim değiştirir. Bazen de el değiştirir.



• Ece Temelkuran Arşivi •


Milliyet