| |

Ana Sayfa
|
G Ü N D E M
Çıktıkları Yer!
80'lerden sonra "sosyalizm" ve "devrim"e ilişkin her şey unutuldu. "Sol" adına vargelen tek şey, "solculuk"un "varmış gibi" davranılmasından ibaret hale geldi.
Ardından AKP iktidarı var edildi. O günden bugüne kadar gelişen siyasal olaylar, özellikle son dönemde "Ergenekon çetesi" operasyonları ve ardından TSK içindeki "darbeciler"e yönelik operasyonlar ve "belgelemeler" ortamında, "varmış gibi" olan bu "sol", "devlet içi" çatışmaları "iti ite kırdırtma" mantığı içinde desteklemeye, "demokrasi" adına ise AKP'ye stepne olmaya başladı.
Bu "sol", emperyalizm maşası dinsel faşizmin ve uç sağ mufazakârlığın piyasaya şavulladığı her iddianın üstüne atlamakta, her "belge" üzerine "devrim" yorumları yapmakta, her iki "it"in birbirleriyle dalaşması sonucu "yorgun ve yıpranmış" olarak çıkacakları beklentisi yaratmakta ve sonuçta "itler" yıpranmış, yorulmuş, güçsüzleşmişken birden bire "iktidar"ın kucaklarına düşeceğini beklermiş gibi bir manzara çizmektedir. Üstelik "devrim yolu"ndaki bu "bekleyiş" içinde, kendini kadın hareketi, çevreciler, işsizler, toplumsal hareket sendikacılığı vs. türünden "sınıflar üstü kitle hareketleri"yle oyalamaya çalışmaktadır. Bu "sol"a, bu "sınıflar üstü" tutum pek de yakışmaktadır!
Ama gelin görün ki, bu "sol", Zonguldak dirilişinden ve “89 Bahar eylemleri”nden sonra, Türkiye işçi sınıfının en önemli hareketlenmelerden biri olan TEKEL direnişini öyle bir sahiplenmeye girişti ki, bir çokları şaştı kaldı. Oysa şaşılacak bir şey yok ortada. "Direniş", bir sınıfsal sendika şemsiyesi altında değil, "sınıflar üstü" Türk-İş denetiminde sürüyor. Bu "sol", AKP Hükümeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Tayyip Erdoğan’dan destekli, örgüte genel başkan seçildiği 20. Olağan Genel Kurul'da "Genel Başkanlık ateşten gömlek, verirseniz Allah razı olsun" diyen Mustafa Kumlu'nun gerisinde saf tutuyor. "Genel grev" isteminde bulunan kesimi bile içten değil. "Genel grev"i bir "caydırma" unsuru olarak öneriyorlar. İşçi sınıfının sendikal haklarını ancak savaşarak kazanabileceğini göreceği bir platform olarak değil. Böyle olunca da, "caydırıcı" unsur karşısında gerileyecek AKP'nin gelgeç kararlarla TEKEL direnişini kırmasına yol veriyorlar. Türkiye emek hareketine bir darbe daha vuruyor, AKP ile simgeleşmiş olan her şeye ortaklık etmiş oluyor. Ama kendini hâlâ "sol" diye tanımlayabiliyor.
Bu tavrı kim yutarsa yutsun, biz yutmayız. Taraf gazetesine "Ergenekon karşıtı" ilan bile veren bu "sol", bir yandan AKP’nin "inayeti" ve yargıya "müdahelesi"yle "içerdekiler"in dışarı çıkartılacağı umudunu taşırken öte yandan da yina bu "inayet" ve "müdahale" ile kendini "legalize" etme peşindedir. Başkaca hiçbir hedefi, amacı ve gücü yoktur. Defalarca söylediğimiz gibi, gücü olmayanların güçlüymüş gibi davranmaları onları hiç bir zaman güç yapmaz ama "güç" ile yürütülen siyasal zeminde, onları "güc"ün basit aletleri haline dönüştürür. Zaten bundan dolayıdır ki bu "sol", siyasal perspektifini "ezilenler"in temsilciliğine odaklamıştır ki, bu siyasal bir tutum değildir. Pragmatizmin ve eklektizmin bir yansımasıdır. Ancak, bu "sol", bugüne kadar görülen tüm diğer revizyonist ve oportünist oluşumlardan çok daha sapkın ve arsız olarak "mevcut durum"a tam uyumlu ve iktidar kesiminden bu denli açık "icazet" ve "inayet" desteği almaya kenetlenmiştir. Buna "sol" demek, "sol"un kenarından köşesinden teğet geçmiş ve geçen tüm diğer şaşkın yapılara bile hakaret olur!
Evet, yineliyoruz : Tarih, sınıf mücadelelerinin tarihidir. Dünyanın tüm haksızlıklarını ve insanlık dışı tarihini ortadan kaldırabilecek, yerine "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" bir insanlık tarihi kurabilecek tek sınıf, proletaryadır. Proletaryanın devrimci niteliği, onun gerçekliği maddi varlık koşullarındadır. Hiç kimse, hiç bir biçimde ve hiç bir yerde ne kendini proleterya yerine koyabilir ne de sosyalist devrim yolunda kendilerine (kadın hareketi, işsiz hareketi, öğrenci sendikası, öğrenci inisiyatifi, toplumsal hareket sendikacılığı biçiminde) bir "misyon" biçebilir. Yoksa, dillerine düşürmeye cüret edebilecekleri sözcükler, çıktıkları yere sokulur!
Yeni Ortam Değerlendirmeleri Arşivi
|