| |

Ana Sayfa
|
Gündem
Gerçek
Kapitalizmin sürekli ve genel bunalımının yeniden doruğa çıktığı bugün, en göze çarpıcı olgu, ülkemize emperyalizm adına sızma, denetim ve müdahale senaryolarının sözde IMF üzerinden, ama gerçekte bir gizli işgalin bölgesel uygulaması biçiminde gündemlenmesidir.
Yalnız Doğu ve Güneydoğu'da değil, tüm ülkeye yaygınlanmış olaylara hâlâ "toplumsal" kılıf giydirerek ve hassas terazilerde tartma savındaki laf ebeleri, olan bitenden zerrece algı, bilgi ve değerlendirme sahibi değillerdir. Gelinen noktada, emperyalizm ile alt-emperyalizm arasındaki yüzeysel çelişkiler bile giderilmiştir.
Ortada görülmesi gereken bir hesap vardır. Bu hesap da, "sivil toplumcu" bakış açılarıyla, "demokrasi bir uzlaşma kültürüdür" söylemleriyle, "önce bölgesel kalkınma sağlanmalı" mantığıyla görülemez. Bu yöntemlerle varılacak yer pasifizm ve teslimiyetçiliktir.
Görülmesi gereken hesap; tüm ilerici, yurtsever, demokrat, laik toplum güçleri ile şeriatçı iktidar; ağa ve dinsel sömürü baskısı altında inim inim inleyen emekçi Kürtler ile emperyalizmin silahlı kolluk gücü Kürtler; toplumcu aydınlar ile her türlü "neo" etiketli düzen payandaları; işçi sınıfı ile sermaye arasındaki hesaptır.
Ortada apaçık iki seçenek vardır : Ya evrimsel bir süreçle emperyal şeriat düzenine boyun eğilecektir, ya da devrimci bir süreçle sosyalist kollektif kurtuluşa ulaşılacaktır.
Kimse "artık devrimler çağı kapandı" söylemine kanmamalıdır. Geçmişin korkularıyla bu hesaplaşmayı geçiştirmeye çalışmamalıdır. Devrimsiz her türlü çözüm önerisinin, emperyal şeriatçılıkla ya da yurtsal parçalanma ile uzlaşma dışında bir seçeneği olmadığı gerçeğinden kaytarmamalıdır. "Kürtlere ayrı bir yurt" söyleminin Kürtlerin "kendi kaderini tayin hakkı" değil, emperyalizmin bölgesel egemenliğine katkı demek olduğunu anlamazlıktan gelmemelidir.
Bugün sözde "sol" adına -ne idüğü belirsiz bir- "demokratik çözüm" öneren ve destekleyen oportünistler, bu paravana arkasında, emperyalizm ve oligarşiye karşı devrimci mücadele öngörenlere kara çalmak, onları "Ergenekon"a ilintilendirmek, kafaları bulandırarak dağıtmaya çalışmaktadırlar. Zaten oportünizmin emperyalizmin soldaki uzantısı olması gerçeği de budur.
"Kürt ulusal sorunu" üzerine yapılan her türlü gevezelikler, genel "ulusçuluk"la bir ve ayni kefededir. Unutmamak gerekir ki, çözüme "ulusal sorun" temelinde varmak yanlıları, aşağıdan yukarıya demokratik devrimin tamamlanamadığı bir coğrafyada, neyi çözdüklerini sanırlarsa sansınlar, sürekli çatışma koşullarında ve emperyalizmin egemenliği altında yaşamaya devam edeceklerdir.
Yeni Ortam Değerlendirmeleri Arşivi
|