Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   




















































































































Ana Sayfa


Güray Öz

guray@cumhuriyet.com.tr


1 Eylül 2008


Solun Durumu Tartışması


Son günlerde kendilerine sol diyenler, sola akıl verenler, so! olanlar hep birlikte solun durumu hak­kında derin bir tartışmanın içine girdik...

Solda tartışma kültürü epeyce eskidir. Marksizmin ortaya çıkması, şekillenmesi, zenginleşmesi, kurucu babaların, daha sonrakilerin tartışmaları, polemikleriyle olmuştur, Sosyalizmin bir gerçeklik olarak dünya coğrafyasında bir yer tutması ile bu tartışmaların bir ölçüde renk yitirdiğini söylemek olanaklıdır.

Solu zenginleştiren araştırmanın, yeni sorunlara yanıt arama çabasının devlet işi olması iyi sonuçlar doğurmadı. Yine de o dönemde bu coğrafyanın içinde, dışında çok yönlü bir tartışmanın gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. Tartışma sürüp gitti ama yenilginin bu tartışmayı ciddi bir kesintiye uğrattığını da teslim etmeli.

Zafer emperyalistlerin, serbest piyasacıların oldu. Solun bu yenilgisiyle liberaller de kendilerini iç tutarlılığı olan bir çizgide tutan hasımlarını yitirdiler. Kendi ideolojik doğrularını revize etme pahasına "neo"laştılar.

Öyle yaptılar, çünkü yeni dönemde kapitalist kü­reselleşmenin bir "yeniliğe" gereksinimi büyük­tü. Kapitalizmin yükselen sektörlerinin dikte etti­ği "doğrular"; piyasada monetarizm, felsefede postmodernizm, tarihte, geçmişi silip yeniden yazma, tarihi yeni bir "resmi" tarihle değiştirme, toplumsal, dolayısıyla demokratik olanı, bireyci, bu nedenle sahte bir "insan hakkı"na indirgeme kolaycılığı hızlı bir süreç içinde çığ gibi büyüdü.

Büyüdü ama içi kof bir büyümedir bu.

Bu tuhaf durumun şimdiki sol tartışmalarını belirliyor olmasına üzülebiliriz. Ama fazla üzülmeye de gerek yok, geçicidir.

* * *

Geçicidir.

Son günlerde liberal kesimin inisiyatifinde geli­şen bu tartışmaya aklı başında arkadaşların "yok artık daha neler" türünden itirazlarının, sağlam zminlere dayalı değerlendirmelerinin, meydanı boş bulmuş çevreleri şaşırttığını biliyorum. Şaşırıyor­lar, çünkü onlar bu işi kökten, ebedi olarak hal­lettikleri kanısındaydılar. "Sol yenilip gitti, sos­yalizm ayıp bir şey haline geldi, sosyal de­mokrasi tümüyle çözüldü, emperyalizm gibi kavramların zamanı geçti" diye düşünüyorlardı.

O kadar ki, artık tahlillerinde ABD hakkında konuşurken onu açığa çıkarılması, dikkatle izlenmesi, korkulması ve savaşılması gereken bir dünya gü­cü olarak değil, değişmez, itiraz edilmez bir sü­per güç olarak görmeyi, uluslararası hukuku da onun meşru hukuku olarak görme eğilimindeydiler. AB ise özenilmesi gereken bir düzenin adıydı.

AB'ye, ABD'ye, çalışanların hakları, insanların, insanlığın geleceği açısından bakamıyorlar. ABD'ye bakınca gördükleri "müthiş bir demokrasi", AB deyince anladıkları "insan haklarında zirvede" bir ülkeler topluluğuydu.

Soru sormak mı?

Onlar soru sormayı çoktan unuttular.

* * *

Bugün "Ne olacak bu solun hali?" tartışmalarını kendi inisiyatiflerinde götürmek isteyen liberal, neoliberal arkadaşların her şeyden önce sıkı bir ahlak dersine ihtiyaçları vardır.

Onlar kendilerinden yola çıkarak tarif ettikleri bi­reyin hakkını savunurken, gerçekte bireyin gelişiminin önündeki temel engellerin sinsi savunuculuğunu yapıyorlar.

Demokrasiyi savundukları iddiası, demokratikleşme ancak toplumsal olabileceği için kof bir id­diadır.

Türkiye'ye demokrasi getireceğini iddia ettikleri "iç faktör AKP, dış faktör AB" denklemi çürük, ahlak dışı bir denklemdir. Bu denklemi ABD parantezi içinde sunmaları ise ahlaksızlığın zirvesidir.

* * *

Peki, sol bu tartışmayı reddederek tartışmayı kendi içinde, ama mutlaka toplumsallaştırarak sürdüremez mi?

Sürdürebilir ve galiba çözüm bu taraftadır.

Öteki Taraf'ta değil.



• Güray Öz Arşivi •


Cumhuriyet