| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Zamanın Diyalektiği
Artık “liberal”
kesimce resmen dillendirildiği için niyet okumaya gerek kalmadı.
Türkiye’de “büyük tasfiye”
başarıyla yürütülüyor. “Bu büyük iş
yapılırken hukukun, insan haklarının zedelenmesi, ufak işlere
takılmaktır, yapılan işe zarar verir. Öyleyse yola
devam.”
Neoliberalizmin pragmatik medya militanları Türkiye’de,
“devletin yeniden
yapılandırıldığını”, “kurucu bir dönemden
geçildiğini” iddia ediyorlar. Pragmatik tabiatları,
geçmişleriyle ya da genel olarak geçmişle bir sorunlarının
olmamasından bellidir. Geçmişte Susurlukçu olabilirler, önemli
değil, artık başka bir zamanda, başka bir zemindeysek, yeni durumu
tahlil etmekte, sıkı bir taraftar olarak yer almakta hiç, ama hiç
beis yoktur. O geçmiş zamanların hesabını soracak olanlar zaten
şimdi topun ağzında değiller mi?
* * *
Peki, bu büyük tasfiyede ellerine geçirdikleri neşterle
karşılarına çıkan herkesi kesip biçer, o zorbalıkları, o faşizmi, 12
Eylül’leri, 12
Mart’ları ustaca es geçerken, neyi, kimle
kurduklarını da biliyorlar mı? Yoksa utangaç bir edayla demagojinin
arkasına mı gizleniyorlar?
Gizlenebilirler mi? Dinci bir ekibin önce hükümet, sonra
iktidar ve şimdi devlet olma yolunda attığı adımların ortağıdırlar.
Ya gururla itiraf ediyorlar ortaklığı ya da üstünü örtme yolunu
seçiyorlar. Yanıtlamaktan ısrarla kaçındıkları bir soru var:
Gelecekte ne olacak?
O muhteremler devlete egemen olma işini bitirdikleri zaman
görürsünüz ne olacağını.
* * *
Bu liberallerin bir kısmı
Susurluk’un şalcıları,
Şahin’lerin
hamisiydi.
Bir kısmı da ama solcuydular eskiden. Önce hükümet, sonra
iktidar ve nihayet devlet olma yolundaki harekete yönelttikleri
“eleştirilerin” sudanlığı bir
yana, kendi solculuklarının da geçen zaman içinde sulandığını
bilmiyorlar mı? Biliyorlar.
Sınıf ilişkilerini, devletin içindeki konumlanmaları,
emperyalizmle ilgili eskidiğini pek bir sevinçle iddia ettikleri
bilgiyi unutunca geriye nasıl bir solculuk kalıyor ki?
Kalmadığını onlar da biliyorlar.
O zaman geriye solcu olma iddiasının tek ve pek çürük bir
dayanağı kalır. Bireyin hakları. Bireyin birey olmaktan kaynaklanan
özgürlükleri.
Ama bununla solcu olunamıyor.
Zaten bireye tanındığı iddia edilen haklar da, sağlam bir
mücadelenin korumasında olmadığı için ilk rüzgârda uçup giderler.
Daha ilk rüzgârda liberal kesimin şahinlerinin
“biz bir büyük iş yapıyoruz; Türkiye’yi
tasfiye ediyor, yeniden kuruyoruz, öyle hakmış hukukmuş, kurunun
yanındaki yaşmış, sapla samanı ayırmakmış, bırakın
bunları” rüzgârına kapılıp gidiyor bizim solcunun
“bireyin hakları”
masalı.
* * *
Bu büyük tasfiye, aynı zamanda solun geleceğinin de
tasfiyesidir.
“Canım bu devleti tasfiye etsinler, biz zaten karşı
değil miyiz bu statükoya” diyenler, bir başka ve
sökülüp atılması zor bir statükoya doğru sürüklendiğimizi
görmeyenlerdir.
Şimdi durumun garipliğini fark eden, ama ne yapacaklarını
bilemeyenler de, telaş içinde kendilerinin ne olduklarını değil, ne
olmadıklarını anlatmaya çabalıyorlar. Kimliklerini böylelikle
kanıtlamaya, üstlerine üstlerine gelen sivil darbeden kurtulmaya
çalışıyorlar.
Büyük tasfiye operasyonuna dahil olarak kimlik edinmeye
çabalarken gerçekte yitirdiklerinin kendi gerçek kimlikleri olduğunu
anlayabilirler mi dersiniz zaman içinde? Kim bilir? Ama belki de
artık çok geçtir onlar için. Belki de Türkiye tasfiye edilirken,
onlar da soldan tasfiye ediliyorlardır.
Kimi zaman, zamanın diyalektiği pek şaşırtıcı sürprizlerle
yüklüdür çünkü.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|