| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Krizin Önden Görünüşü
Krizin göbeğinde duran ülkenin adı ABD’dir. Tarifi zor bir
ülkedir. Sürekli olarak pompalanan dış kaynak sayesinde tüketim
düzeyini koruyup yükseltebilmiş, harcamalarını rahatça yapabilmiş
tuhaf bir süper güçtür. Her zaman savaşlar peşinde koşan, her
fırsatta bu sektörü canlı tutmak için çabalayan ABD, Uzakdoğu’nun,
petrol zengini ülkelerin kaynaklarını çarçur etti ve artık yolun
sonuna geldi.
Para bitti. Sermaye akımları durdu.
ABD artık cari işlem açıklarını taşıyamıyor, dışarıdan
destek bulamıyor.
Peki bu krizin nedeni sistemin kendisiyse, tetikleyicisi
kimdir?
Tetikçiyi bulmak için finans sistemine bakacaksınız.
* * *
Sonun başlangıcını 70’li yılların başında aramak doğru
olur.
Bu yıllar Batı kapitalizminin yöntem değiştirdiği, para
sisteminde yeni bir evrenin başlangıç yıllarıdır. Avrupa ve
Japonya’nın canlandığı, aşırı üretimin, kapasite fazlasının kendini
gösterdiği yıllardır bu yıllar.
Bu koşullarda ABD kendi özgürlük alanlarının daha da
genişlemesini sağlayacak bir yola girdi. ABD aşkını yüreğinde
hisseden, hemen her alanda ona öykünmeyi marifet sanan kapitalist
dünya, biraz da mecburiyetten, irili ufaklı, bu hegemon devletin
peşine takıldı. Finans sektörü sektörlerin
eli kırbaçlı efendisi haline geldi.
Dolar altınla bağını kopardı, alıp başını gitti. ABD para
birimi artık neredeyse tüm dünyanın para birimine dönüştü. ABD
Merkez Bankası (FED), tüm dünyanın merkez bankası gibi davranmaya
başladı.
Bu durumun adına küreselleşme dediler.
Allanıp pullanmış yeni dünya düzeninin kopyaları bu
küreselleşmeyi pek sevdiler. Hem halkı hem kendilerini
kandırdılar.
80’lerin başında faizin gücünü keşfeden FED faizlerle
oynamaya başladı. Faizler yükseldikçe ekonomiler
daraldı. İşsizlik artmaya başladı. Bu
durumun neoliberal ekonominin önündeki tüm sosyal direnişi kırdığını
söylemeye gerek var mı?
Krizler birbirini izledi.
Her kriz tıpkı bizde 2001’de olduğu gibi neoliberal
ekonominin daha da yerleşmesine, pervasızlaşmasına, politikalarda
faşizme doğru evrilmesine yol açtı.
* * *
Uzatmayalım.
Finansal sistemin kurduğu saadet zinciri bozuldu.
Şimdi ABD’den başlayan, hızla tüm dünyayı etkisi altına
alacak olan krizin şaşkınlığı içinde konuşup
duruyorlar.
Bu finans krizinin kendi içinde çaresi yoktur.
Kapitalist sistem başka bir çare üretecektir.
Krizin kurbanları, belki en çok yaygarayı onlar koparacağı
için kimi tekel patronları, onların menajerleri gibi görünse de,
asıl kurban orta gelir grupları, yoksullar
olacaktır.
* * *
Ama asıl tehlike, krizin bu koşullarda üstesinden
gelemeyeceğini, çare bulamayacağını, ancak zorbalıkla yeni bir
dümen, yeni bir düzen kurabileceğini düşünen kapitalizmin,
demokratik hakları ortadan kaldırmaya, faşizme, her renkten, her
boydan teröre başvurabilme ihtimalidir.
Aslına bakarsanız bu pek çok ülkede ihtimal olmaktan
çıkmış “kuvveden fiile”
dönüşmeye başlamıştır.
ABD’nin 11 Eylül sonrasında
“meşru” ve yasal hale getirdiği
devlet zorbalığı, neoliberal entel takımı eliyle uzun bir süredir
propaganda ediliyor zaten.
Türkiye bunun örnek ülkelerinden birisi olma
yolundadır.
* * *
Krizin önden görünüşü böyledir.
Onun bir de arkadan görünüşü var. Çok daha
erotiktir.
Bu nedenle de krizden asıl ders çıkarması gereken,
onun acısını en fazla hissedecek olan halk ve varsa onun
politikacıları olmalıdır.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|