Ana Sayfa


Güray Öz

guray@cumhuriyet.com.tr


Demokrat Kimdir, Neye Benzer?


Berlin duvarı yıkılmış, Doğu-Batı birleşmiş, Demokratik Alman Cumhuriyeti dağılmış, fakat ne hazindir ki! Doğu yine komünistlere oy vermeye devam ediyor, adlarını değiştirseler de bir avuç komünist Federal Alman Parlamentosu Bundestag’a girmeyi başarmış. Ne oldu dersiniz? Pek demokrat Almanya’nın hükümet ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) Başkanı, Bavyera Eyaleti’nin Başbakanı Theodor Waigel ağzından köpükler saçarak bağırmaya başladı meclis kürsüsünde;bu komonistler (Alman dilinde, ama aynen böyle söylüyordu) meclisimizi kirletemezler. Hepsini dışarı atalım”. Tabii atamadılar, meclisin çoğunluğu bu hızlı demokrat ve dehşetli anti komünisti ciddiye almadı.



Son ayların en hararetli tartışması kimin daha demokrat, özgürlükçü”, kimin darbeci, cuntacı olduğu şeklinde tezahür etti efendim. Gazetelerde yer alan yararlanılacaklar- tutuklanacaklar listeleri de bu tartışmaya ayrı bir renk kattı. Basınımızın değerli mensupları arasındaki bu çok derin tartışmanın söz konusu gazeteci kardeşlerimizin geçmişlerine kadar uzanması ise acaba hafıza-i beşer, gerçekten nisyan ile mi maluldür yoksa arşiv asla unutmaz mı noktasına geldi dayandı mirim.

Yalnız kafama bir şey takıldı, onun içinden çıkamıyorum.

Kim daha demokrat, kim daha özgürlükçü tartışırken, elimizdeki ölçütün ne olduğu konusunda sarih bir fikre varamadım muhterem kardeşlerim.

Sözgelimi 12 Eylül darbesini, cuntasını, faşizmini canım o günlerde de ortalama günlük kıyam 20 kişi civarındaydı diyenlerle, ama o kıyamın arkasında zaten cuntacılar, derin devletçiler, kontracılar vardı diyenler arasındaki bir tartışma çok anlaşılır bir şeydir.

Onu anlayabiliyorum.

Hiç kuşkusuz darbecileri alkışlamak için bin dereden su getirenlere özgürlükçü”, “demokrat payesi verecek değiliz. Ama o günlerin darbeye karşı çıkanlar ya da çıktıklarını iddia edenler arasında da bir ayrım yapmak, kim ucuz kahramandır, kim gerçekten cefasını çekerek darbecilerle cebelleşmiştir ayırmak gerekmez mi?

Gerekir.

* * *

Soruyu doğru soracaksınız.

Darbeye karşı çıkanlar, çıkmayanlar ayrımı eksiktir, eksik olduğu için de yanlıştır. Sorunun doğrusu Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü konusunda, Komünist Partisinin legal, yasal çalışma hakkı konusunda kim ne demişti, kim ne tutum almıştı?” sorusudur.

Hafıza-i beşer nisyan ile malul değilse, arşiv orada duruyorsa, ben, Türkiye Komünist Partisi ile aynı görüşleri paylaşmayan, bunu açıkça ilan eden, partinin sözcüleriyle polemiklere giren, ama Komünist Partisi’nin, komünistlerin düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü, TCK’nin 141-142. maddelerinin kaldırılmasını sonuna kadar savunan, bunun için savaşan pek çok gerçek demokrat tanıyorum. Örnek olsun diye, ölümüyle de mücadelesi kanıtlanmış birinin ismini söyleyeyim:

Uğur Mumcu.

* * *

Peki şimdinin pek kahraman, pek özgürlükçü yazar ve gazetecileri o zaman ne yapıyor, neler yazıyorlardı?

O günün ağır koşullarında Demireli savunmak özgürlükçü olmaya yetiyorduderseniz, bir şey diyemem size efendim, ama demokratlığın, liberalliğin ölçütü bu kadar dar olabilir mi?

* * *

Aslında Batı’nın bazı demokratlarında da demokrasinin ölçütü bu kadar dardır. Ben yine izninizle tanığı olduğum bir hadiseyi arz edeyim efendim:

Berlin duvarı yıkılmış, Doğu-Batı birleşmiş, Demokratik Alman Cumhuriyeti dağılmış, fakat ne hazindir ki! Doğu yine komünistlere oy vermeye devam ediyor, adlarını değiştirseler de bir avuç komünist Federal Alman Parlamentosu Bundestag’a girmeyi başarmış.

Ne oldu dersiniz? Pek demokrat Almanya’nın hükümet ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) Başkanı, Bavyera Eyaleti’nin Başbakanı Theodor Waigel ağzından köpükler saçarak bağırmaya başladı meclis kürsüsünde;bu komonistler (Alman dilinde, ama aynen böyle söylüyordu) meclisimizi kirletemezler. Hepsini dışarı atalım”. Tabii atamadılar, meclisin çoğunluğu bu hızlı demokrat ve dehşetli anti komünisti ciddiye almadı.

Demem o ki, Batı demokrasisinde de şimdi bizde görüldüğü gibi demokratlığını Demirel’i savunmakla kanıtlayan ve bu kanıtı yeterli gören ve onları pek beğenenlere benzeyen zamane evlatları olmuştu, bundan sonra da olacaktır, çünkü Batı demokrasisinin de bir tahammül sınırı vardır, değil mi efendim! Allah aslan demokratlarımızı, demokrasilerimizin ve bizim anlı şanlı medyamızın başından, sonundan, kenarından, zinhar köşesinden eksik etmesin efendim.



• Güray Öz Arşivi •


Cumhuriyet