| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Esnek Çalışma Bildiğin 4C
Açılım üstüne açılıp yapan, Alevi açılımında Aleviyi, Kürt açlımında Kürtleri, Roman açılımında Romanı hizaya sokmayı deneyen iktidar ise TEKEL işcisinin karşısında her türlü açılımı, AB’yi, ILO normlarını falan unutup pür silah aslına dönüyor, patronlar kulübü ile saf tutuyor.
TEKEL işçileri herkese gerçek yerini hatırlatıyor, safını
seçtiriyor, suret-i haktan görünen aslına rücu ediyor böylece, dönüyor,
“demokrasi” yerli yerine oturuyor,
“AB reformları için ölürüz” diyen,
sosyal haklar, çalışma hayatı denilince bir kere daha dönüyor.
Cümle uzun, ama bakmayın, meramı kısadır.
İşte TÜSİAD da aslına döndü.
“Demokratik açılım” diyerek hamle üstüne
hamle yapan AKP iktidarı da aslına döndü.
Aslı nedir?
Yok, bu Kerem’in Aslısı değil, sınıflı
toplumun Aslısıdır.
* * *
Şimdi biz de gelelim işin aslına.
Avrupa Birliği’nin samimiyetine inanmak
zordur, sosyal haklar 80’li yıllardan bu yana AB
ülkelerinde budandıkça budanıyor. Yine de o ülkelerde işçi sınıfı, sarılık
ağır bassa bile örgütlü olduğundan, sendika diye bir şey, toplusözleşme
diye bir usul hâlâ vardır. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO da, sosyal
haklar konusunda belirli bir düzeyde hak savunuculuğu yapıyor ve
hükümetlerle sendikalar arasında çalışma hayatında “kabul
edilebilir bir denge” arayışındadır.
“Kabul edilebilir denge”nin içinde
işçilerin sendikalara ve toplusözleşme hakkına sahip olması temel ve
önemli bir yer tutar.
Peki, bizim AB hayranı hükümetimiz, “ne olur AB
ile ilişkilerimiz zedelenmesin” diye sürekli feryat eden
sevimli, sempatik patronlar dünyasının biricik örgütü ne
yapıyor?
Hükümeti biliyoruz.
4C diyor da başka bir şey demiyor. Yok yok, diyor.
“Çadırınızı başınıza yıkarım”
diyor.
* * *
Peki, TÜSİAD ne diyor.
Anlayan anlasın, anlamayan da yutsun diye patronlar örgütünün
genç ve güzel başkanı şöyle
konuşuyor:
“Sadece Türkiye değil, tüm dünyada yaygınlaşan istihdamsız
büyüme sürecinin yeniden tekrarlanma ihtimaline karşı işgücü piyasalarına
esneklik sağlamak tek çare gibi gözüküyor.”
Tercüme gerekir efendim.
Neymiş?
İstihdamsız büyüme süreci tekrarlanmasın diye, yani işsizlik
artmasın diye işgücü piyasalarına esneklik sağlanması tek
çareymiş.
İşgücü piyasasına esneklik sağlamak da neyin nesidir?
Anlaşılsın diye bir uzmana sorduk.
O da anlattı.
Yani o demektir ki maliyeti ucuz, parçalanmış bir işgücü piyasası
olacak, sendikasızlaşma tam olacak, işçi dediğin her işi yapacak, durum
esnek olacak.
Peki, neden böyle olacak?
Kriz var ya kriz, işte o nedenle. Krizin yükünü birilerinin
alması, taşıması gerek, önce esnek çalışacağız ki işsizlik kendini
tekrarlamasın... İş piyasasını esnekleştirip, ücretleri düşürüp, işçiyi
ordan oraya sürüp, asgari ücrete mahkûm edip, işsizi üstüne salıp...
Bildiğin 4C canım...
* * *
Patronlar kulübü böyle diyor.
Açılım üstüne açılıp yapan, Alevi açılımında Aleviyi, Kürt
açlımında Kürtleri, Roman açılımında Romanı hizaya sokmayı deneyen iktidar
ise TEKEL işcisinin karşısında her türlü açılımı,
AB’yi, ILO normlarını falan unutup pür silah
aslına dönüyor, patronlar kulübü ile saf tutuyor. Ama onun karmaşık
formüllere ihtiyacı yoktur.
“Bak yıkarım çadırını ona göre.”
Yıkarsın.
Bunu TEKEL işçisi de biliyor. Biliyor ki şu geçen 65 günde o da
safını tutmuş, türküsünü söylüyor. Ataol
anlattı, şöyle diyor TEKEL işçisinin türküsü:
“Kumlu gider boş gelir/Tayyip sözü hoş gelir/Müdahale
geliyor/Biber gazı vız gelir.”
Nasıl gelişecek bu iş bilmem ama esnek olmayacağı
kesin.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|