| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Siyasi Çözüm Arayışları
Aktütün Karakolu’na yapılan
saldırı sonrasındaki tartışmalar, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü
konusunda iki temel eğilimin öne çıktığını gösteriyor. Bu
eğilimlerden birincisi, “artık şu Kürtlere
hadlerini bildirmek lazım” diyen, orada burada
denemelere girişen ırkçı eğilimdir. Ne kadar tehlikeli olduğunu,
gelişme potansiyelini görmek için uzman olmaya gerek yok.
İkinci eğilim “Kürt sorununun çözümü için
daha fazla beklemek büyük bir yanlıştır”
şeklinde özetlenebilir ya da
genelleştirilebilir.
Hem özetleyelim hem genelleştirelim.
* * *
Bu ikinci eğilim, parçalı bir eğilimdir.
Çünkü çözümden yana olanların niyetleri, muratları
farklıdır.
Siyasi çözüm konusunda ağzı laf yapan, cesaretini
dayandığı “sağlam”
küresel güçlerden, iktidarla kurduğu tatlı ilişkiden alan liberal
kesimin söylediği, özet olarak şöyledir:
“Terör örgütü PKK ile (çok affedersiniz,
terör örgütü mü dedim, her türden ve kırattan liberal arkadaşlardan
özür dilerim!) ya da onun taşeronları ile oturup
anlaşalım, Kuzey Irak’takileri dinleyelim, siyasi çözümü
bulalım.”
Bu kesimin çözümden anladığı, AB, ABD planlarına uygun
olarak ülkenin bir bölümünün farklılaşmasıdır. Artık federasyon mu
dersiniz, konfederasyon mu, tam bölünme mi; işin o kısmı tarafların
başarısına bırakılmış, ucu açık bir formüller yığınıdır.
Kısacası sonuç bölünmedir.
Bu yöne doğru gidebilecek bir süreci, iç savaş
kışkırtıcılığı yapan ve yaşanan acılar nedeniyle hızla
kitleselleşebilecek olan ırkçı kesimin eylemiyle hızlandırdığını da
söylemek durumundayız.
Demek ki efendim, rivayet muhtelif olabilir ama maksat
birdir.
< * * *
Çözümden yana olan bir diğer kesimin görüşü ise, yine
özetleyelim, şöyledir:
“Siyasi çözüm terör örgütü ile birlikte, onun siyasi
istekleri merkezinde üretilemez. Siyasi çözüm, farklılıkları dikkate
alan, kültürel hakları tartışmasız benimseyen, onaylayan, ülkelerin
bölünmesi konusunda ise son çeyrek yüzyılın tecrübesinin bilinciyle
emperyalist dayatmayı reddeden bir anlayışla
üretilebilir.”
* * *
Konu çok can yakan, yıllardır sürüncemede kalmış bir
konudur. Çözümün bir türlü bulunamamış olmasında ise siyasetin
beceriksizliğinin yanı sıra, sorunun emperyalist dayatmanın önemli
bir kozu haline gelmiş olmasının payı büyüktür. Buna konunun
ekonomik bir sektöre dönüştüğü gerçeğini de ekleyin. Çözümün
önündeki engellerin birbiriyle uzlaşan zıt kardeşlerini de hesaba
katın.
* * *
Bu konunun pek çok siyasinin diline pelesenk ettiği gibi
ekonomik bir yönü de vardır. Ama Türkiye’de siyasi iktidarın bu
konuda söyleyecek sözü de eylemi de yoktur. Olması da mümkün
değildir.
Çünkü siyasetlerini emperyalist ülkelerle sıkı fıkı
ilişkiler içinde oluşturmuş, ekonomilerini küreselleşme çağının
beceriksizlikleri bin kere kanıtlanmış örgütlerine emanet etmiş,
ekonominin devri daimini dışarıdan gelecek paraya bağlamış olanlar,
ne ülke ekonomisini krizden koruyabilirler ne de o ülkenin bir
parçasının özgün ekonomik sorunlarını çözebilirler.
Onlar ülkelerinin sınırlarını da koruyamazlar.
Acıdır ama gerçek böyledir.
Peki çare nedir, nerededir?
Çare, solun bu konuda kafa yormasında, solculuğun her
şeyden önce bir işçi emekçi hareketi olduğunun unutulmamasında,
kimliğin Kürt sorunu ile tarif edilmemesinde, kendilerine akıl
öğreten liberalleri bir kenara bırakarak çözüm üretilmesinde,
ülkenin aklı başında güçlerinin, halkın sola kulak vermesini
sağlamasındadır.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|