| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Önceki Günün Adası
Hepimiz bekliyoruz. Sanki Umberto Eco’nun “Önceki Günün Adası” romanında anlattığı 180’inci meridyendeyiz. Karşıda görünen adaya, 1’inci meridyene, geçip gitmiş olana dönmek üzereyiz. Oradaki “portakal renginde, arada bir alev gibi parlayan kuşu” görüyoruz. Bir sanrı olduğunu biliyoruz aslında ve sahte liberal, döne döne başı dönmüş arkadaşlarımız, durmadan, bıkıp usanmadan, kimi zaman öfkeli tonlarla, küfürle karışık zorba cümlelerle o kuşun “demokrasi” olduğunu söylüyorlar bize.
Gerginliğin elle tutulur hale geldiği zamanlar vardır. İşte o
zamanlara girdik. Kılıçlar çekilmiştir. Hükümet, yani AKP, hükümet olarak
hazırlayamayacağı, bir parti olarak sunamayacağı anayasa değişikliği
tasarısını tüm şekil şartlarını çiğneyerek
Meclis’e getirdi. Anayasa değişikliğinin nasıl
yapılacağını anlatan anayasa maddelerini çiğneyerek yaptı bunu.
Öngörülen değişiklik anayasanın değiştirilemez maddelerini hiç
dikkate almadan, onları yokmuş farz ederek hazırlandığı için yalnız şeklen
değil, esasta da sakat görünüyor.
Doğrusu insan, neden böyle yapıyorlar sorusunu sormadan edemiyor.
Herhalde bir sistem partisi olmalarına karşın,
“artık güç bizdedir ve yasaların ne dediği pek de fazla
önemli değildir” diye düşünüyor olmalılar.
Ama belki gerçek tam da böyle değildir.
YARSAV’ın Adalet Bakanı hakkında yaptığı suç duyurusu başka türlü
düşünenlerin de bulunduğunu göstermiyor mu?
Deniz Baykal da “Sizin derdiniz herhalde
masayı devirmek” demedi mi?
Masayı devirmeyi düşünmüyorlar da, masayı dümdüz etmek
istedikleri gün gibi aşikâr.
* * *
Zücaciye dükkânına girmiş fil gibi davranmalarının nedeni,
“Bundan böyle cam da bizim dükkân da”
demeleri olabilir mi?
Belki de “şimdi değilse ne zaman”
diye düşünüyorlardır.
Onları sürekli kışkırtan kerameti kendilerinden menkul liberal
tayfanın payını da unutmayalım. Etkileri büyüktür, o kadar büyüktür ki,
Başbakan’ın kırdığı potları düzeltmek için on saniyede senaryo uydurmayı
bile başarıyorlar. Farkına varmadıkları,
Başbakan’ın pot falan kırmadığı yüreğinin
ortasından gelen düşüncelerini ifade ettiğidir.
* * *
Böyledir bizim Başbakanımız.
İçi dışı birdir.
Anayasa paketi konusunda da gerçeği özlü bir cümleyle ifade
etmedi mi?
“Hap gibi paket yaptık” demedi
mi?
Siz artık bunu istediğiniz gibi anlayacaksınız. Liberal tayfaya
şimdiden iş düşmüş durumdadır. Hemen kolları sıvayıp
Başbakan’ın gerçekte ne demek istediğini bize
tez elden anlatmalıdırlar.
Yoksa biz hapı yutmak üzere olduğumuzun nihayet farkına
varacağız.
* * *
İşte bu nedenle artık sondan bir önceki gündeyiz.
Zamanı gelmiş, meyve olgunlaşmış, dalından düşmek üzeredir.
Hepimiz bekliyoruz. Sanki Umberto Eco’nun
“Önceki Günün Adası” romanında anlattığı
180’inci meridyendeyiz. Karşıda görünen adaya, 1’inci meridyene, geçip
gitmiş olana dönmek üzereyiz. Oradaki “portakal renginde,
arada bir alev gibi parlayan kuşu” görüyoruz. Bir sanrı
olduğunu biliyoruz aslında ve sahte liberal, döne döne başı dönmüş
arkadaşlarımız, durmadan, bıkıp usanmadan, kimi zaman öfkeli tonlarla,
küfürle karışık zorba cümlelerle o kuşun
“demokrasi” olduğunu söylüyorlar bize.
Karşıya geçersek önceki güne, geçmişe döneceğimizi gizliyorlar
bizden.
Gittikçe güçlenmiş, mahalleli tarafından iyice beslenmiş olan
fil, camı çerçeveyi indirmek, nadide vazoları kırıp parçalamak üzeredir.
Elinde bir hapla üstümüze doğru ilerleyen muhterem, her ne kadar
doktor kılığına girmişse de değildir.
Başka bir şeydir.
Başbakan acı konuştu, ama gerçeği söyledi.
Hapı yutmak üzereyiz.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|