Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   





































































































Ana Sayfa


Güray Öz

guray@cumhuriyet.com.tr


Zaman Geçip Gitsin Yanımızdan


Milliyet gazetesinde Mehmet Tezkan da soruyor; “Erdoğan 7 yıldır Başbakan. İnandığımızı söyleyemiyoruz diyor... Çok merak ettim... Başbakan’ın inandığı, ama söyleyemediği mesele ne? Hangi konuda konuşamıyor, gerçek fikrini söyleyemiyor, niyetini gizliyor?” Başbakan, Tezkan’ın sorusuna yanıt verir mi? Vermez. Yasalar izin vermiyor o niyetin açıklanmasına.



İnsanlar artık yoruldu. Hepimiz yorulduk. Neredeyse zamanın içinde adımlarımızı yavaşlatıp, geçip giden günleri seyredeceğiz.

İnsanı en çok ne yorar? Çektiğimiz mihnetler, taşıdığımız ağır yükler mi? Bizi galiba en çok kendini cümle âlemin üstünde gören o küstah bakış yoruyor. Kendini en fazla güvende hissettiği zaman sırrını açıklayıveren gizli niyet sahibi yoruyor.

İşte kaç zamandır tartıştığımız şu anayasa yoruyor.

* * *

Biz bu anayasayı değiştirebilir miyiz? Değiştiremeyiz, çünkü neyi değiştireceğimiz konusunda bir fikre sahip değiliz. Askeri bir darbenin ürünü olan anayasa değil mi söz konusu olan? Öyleyse öncelik bu askeri darbe ürünü anayasanın ruhunu terk etmek olmalıdır diye düşünür insan.

Oysa anayasa değişikliği için yola çıktıklarını söyleyenler bu anayasanın ruhunu kendi ruhlarına uydurmaktan başka bir şey istemiyorlar. Bu, bizi artık bıktıran askeri vesayet - sivil vesayet tartışmasının özü, aslı esasıdır. Anayasanın halkı, siyaseti, ekonomiyi, yargıyı sıkan, boğan cenderesini ortadan kaldırmak isteyen falan yok, yalnızca halkı yönetilecek bir sürü gibi gören mekanizmanın başına kendileri, kendi üsluplarınca geçmek istiyorlar, hepsi bu.

* * *

Daha başka şeyler de var.

Anayasalar, sistemlerin, o sistemlerin bir tür yürütme yöntemi olan rejimlerin bekçileridir. O nedenle sistem için değil belki, ama halk için en iyi anayasa üç beş cümleden oluşan ve özgürlüklerin kapısını ardına kadar açan anayasadır. Peki, biz böyle bir anayasanın peşinde miyiz?

Hayır, biz özgürlüklerin nasıl sınırlandırılabileceğini ince ince yazan bir yasanın peşindeyiz. Boş versenize, o zaten elinizin altında var. Eğer siz halkın doğal, sınırsız özgürlüğünü güvenceye alan bir yasa yapmak niyetinde değilseniz, bizi kandırmayı bırakın. Zaten kandığımız falan da yok.

Yorulduk sadece.

* * *

Yorulduk ve artık zaman geçip gitsin yanı başımızdan, biz de seyredelim bundan sonra neler olacaksa, diye düşünüyoruz neredeyse. Teslim vaziyetteyiz!

Bundan sonra neler olacak? Onu da uçak 6-7 bin fite çıktığı zaman dili özgürleşen Başbakan söylüyor.

Biz hep ne diyorduk? Söyledikleri söyleyemediklerinin işaretidir. Takıyye dedikleri böyle bir şeydir. Herkesin bir takıyyesi var. Başbakanın da varmış meğer: Mikrofon uzatılınca ‘inandığımızı söylüyoruz’ diyorlar. Olur mu öyle şey, yasalar ne kadarına müsaade ediyorsa o kadarını söyleyeceksin. Biz inandığımızı söyleyemiyoruz. Onlar da söyleyemez. Ben de sınırsız konuşamıyorum. Konuşursam yüksek yargı devreye giriyor. Hatta üst yargıya bile gerek kalmıyor bazen diye anlatıyor tatlı tatlı.

Milliyet gazetesinde Mehmet Tezkan da soruyor; Erdoğan 7 yıldır Başbakan. İnandığımızı söyleyemiyoruz diyor... Çok merak ettim... Başbakanın inandığı, ama söyleyemediği mesele ne? Hangi konuda konuşamıyor, gerçek fikrini söyleyemiyor, niyetini gizliyor?Başbakan, Tezkan’ın sorusuna yanıt verir mi? Vermez. Yasalar izin vermiyor o niyetin açıklanmasına. Oysa verse, o da söylese, ben de söylesem. Halk da söylese ne istediğini. Sorsa; işsizlik nasıl ortadan kalkar, sendika nedir, grev neden yapılır, sistem nasıl sorgulanır, rejim nasıl değişir, değiştirilir, konuşsak özgürce, olmaz mı?

Olmaz! Bu cendereyi ortadan kaldırıp başka bir üslubun ve o 7 yıldır söylenemeyenlerin cenderesini getirecekler ya, işte onun için olmaz.

* * *

Ama işte yorulduk artık! Bir yandan gizli niyetlerin ağır ağır işleyen takvimi, bir yandan kendilerini dünyanın hâkimi sayan, âlemi kör, herkesi sağır belleyen, kerametleri kendilerinden menkul liberal kardeşlerimizin öfkeli bakışları; beyaz bayrağı çekmek üzereyiz! Anayasayı değiştirsinler kendi gönüllerince, liberal kardeşlerimiz hanya Konya konusunda bir fikir sahibi olsun, Abdurrahman Dilipak İçişleri Bakanlığı’na getirilsin, Şamil Tayyar Sıkıyönetim Komutanı, Alper Görmüş Başsavcı, Fethullah Gülen Diyanet İşleri Başkanı yapılsın vesaire...

Zaman geçip gitsin istiyoruz artık yanımızdan!



• Güray Öz Arşivi •


Cumhuriyet