| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Galileo’nun Dersleri
Kısacası bugün Galileo’nun her şeye rağmen dönüp duran dünyası büyük bir inat ve kinle metafiziğe doğru yuvarlanıyor. Yok, biliyoruz, dünya dönmesini yine de sürdürecek, engizisyonun hükmü bir zaman sonra geçip gidecektir. Korkumuz, kaygımız, Cehennem’in geometrisini, coğrafyasını çıkaran, metafizik dünyasıyla hesaplaşan Galileo’nun, insanlığın hallerini eksiksiz anlatan Dante’nin başarısını gösteremeyeceğimiz, buna zaman bulamayacağımız türünden bir korku, bir kaygıdır.
Galileo Galilei 1587 yılında gencecik bir bilimci olarak,
daha sonra engizisyonda başına gelecekleri henüz aklının köşesinden bile
geçirmezken zorlu bir işe girişir.
Zorlu ama zevkli bir iştir.
Dante’nin Divina Commedia-İlahi
Komedya’sının ilk bölümünde anlatılan
Cehennem’in boyutları üzerine iki ders
verecektir.
Daha sonra hani hepimizin bildiği o ünlü hikâyede olduğu gibi
“dünya dönüyor” dediği için engizisyona
çekilecektir ve ağır baskı sonunda yeryüzü cehenneminden kurtulmak için
Papalığın isteklerine boyun eğecektir.
Yine de hikâyenin, gerçekliği konusunda kuşkular duyulsa da, en
güzel yanı, yargılandığı salondan çıkarken “yine de
dönüyor işte” diye mırıldandığı, herhalde mırıldandığı,
yoksa duyarlardı, final bölümüdür.
* * *
Peki, Galileo Galilei neden bir pozitif bilimciyken
Dante’nin İlahi
Komedyası’ndaki
Cehennem’in boyutlarına, coğrafyasına eğilir,
araştırmaya girişir. Kariyerini ilgilendiren,
Dante’ye olan büyük hayranlığı ile pekişen pek
çok nedeni vardır bu derslerin. Ama en önemlisi herhalde, pozitif bilime
doğru koşar adım ilerleyen Galileo’nun
“cehennem” metaforunu bilimin diline
dönüştürme gayreti olsa gerektir.
Bunun günümüzle bir ilgisi var mı?
Derin pek derin bir ilgisi olduğu söylenebilir. Şimdiki gidiş,
pozitif bilimlerden metafiziğe doğru tersine bir gidiştir. Çağımızın
sapkınlığı, pozitif bilimlerdeki büyük gelişmeye karşın, insanlığa ihanet
eden insanın doymak bilmez hırsıdır. İnsanoğlunun bu canavarı tatmin etmek
için talan ettiği doğa ile olan ve intihara benzeyen ilişkisi de bu
gidişin bir başka belirtisidir sanki.
Bu gidişin filozofisi kendini postmodernizm diye gösteriyorsa da,
aldırmayın, şu bildiğimiz hayvan kürkü anlamında ve daha pek çok anlamda
“post”la bir ilgisi
vardır da, modernizmle ilişkisinin
“aşkın” olmakla pek ilgisi
yoktur.
* * *
Galileo Galilei, Cehennem’i
matematikle, geometriyle pek güzel anlattı derslerinde. Boyutlarını,
coğrafyasını dünya üzerinde kapladığı yeri ve dünyanın merkezine uzanan en
dibini, her kademedeki günahkârları Dante’ye
yakışır bir şiiirsellikle anlattı.
Bizse şimdi şiirsellikten uzak bir zamanda gibiyiz. Çünkü şimdi
şiirlerimiz şairlerinden ve anlamlarından uzaklaştırılıyor. Manzume
severlerin elinde iğdiş ediliyor. Bir zamanlar “Dörtnala
gelip Uzak Asya’dan” güzelim dizelerini
yalnızca “dört nal” ve
“Asya” zanneden, aklını
ırkla bozmuş bir politikacının diline düşen şairimiz, bugün
de bir başka politikacının dilindedir.
O da kendi hayallerini anlatmak için; bizim en güzel ütopyamızın
en güzel anlatımı olan “Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler” dizelerimize dikmiştir
gözlerini.
Ne ilgisi varsa.
* * *
Kısacası bugün Galileo’nun her şeye
rağmen dönüp duran dünyası büyük bir inat ve kinle metafiziğe doğru
yuvarlanıyor. Yok, biliyoruz, dünya dönmesini yine de sürdürecek,
engizisyonun hükmü bir zaman sonra geçip gidecektir.
Korkumuz, kaygımız, Cehennem’in
geometrisini, coğrafyasını çıkaran, metafizik dünyasıyla hesaplaşan
Galileo’nun, insanlığın hallerini eksiksiz
anlatan Dante’nin başarısını gösteremeyeceğimiz,
buna zaman bulamayacağımız türünden bir korku, bir kaygıdır.
Çünkü biliyoruz ki artık, kirli ve kinli politikaların her şeyi
kendi çıkarı için kullanan, doğayı talan eden, kendini de yalnızca
cehennem ve cennetle tarif edenlerin egemenliğindedir dünya.
Onlar kendilerine armağan etmeyi düşündükleri cenneti insanın
hayatından ve hakkından ayırıp
“merhametle” kazanacaklarını sanıyorlar.
Bizim için düşündükleri ise bu dünyayı cehenneme çevirmektir.
Doğa ise kızgındır ve artık kendine içkin bilimin diliyle
konuşuyor.
Üstümüze yağan küller onun bir işareti midir bilinmez. Ama bilimi
metafiziğe kurban etmeye niyetlenenlere duyduğu öfkenin işaretidir, bu
kesin.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|