| |

Ana Sayfa
|
Güray Öz
guray@cumhuriyet.com.tr
Umut Dolu Bir Öykü
Şimdi “artık işçi mişçi kalmadı, teknoloji bu ‘sorunu’ çözdü” diyen, solculuğunu bir elbise gibi çıkarıp atmış neoliberal takımın ümmetçilerle hemhal, bir ve bütün olduğu zamanlardayız.
Ümmetçiler “Türk’ün işçisi ile Kürt’ün işçisi aynı dinden, aynı ümmettendir, öyleyse gelsinler bizim partide birleşsinler, bize oy versinler, merhametimize sığınsınlar, aydan aya yoksul payını alsınlar, bizi de başkanlar başkanı yapsınlar” hesabındalar.
Gerçek ise başka yerdedir.
Mayısın 1’inde ne olur?
Bayram olur. İşçiler, emekçiler, kol emekçileri, kafa emekçileri,
beyaz yakalılar, mavi yakalılar, tulum giyenler, giymeyenler hep birlikte
meydana çıkarlar.
Aslında her yerde, her ülkede çıkamazlar. Bizim ülkemizde de
çıkamıyorlardı.
Neden?
* * *
Nedeni bulmak, düğümü, sahtekârlığı çözmek için, azıcık tarihe,
bugünden çok uzak olmayan bir geçmişe gitmek gerekir.
Türkiye’de işçiler, emekçiler 1
Mayıs’ın bayram olduğunu, bayramdan öte birlik,
dayanışma günü olduğunu çok geç öğrendiler. Bilgileri kendileriyle
birlikte büyüdü. Egemenler, o bayramı, o birlik ve dayanışma gününü
anlatanları sürekli hapse koydukları, işkenceden geçirdikleri, yasak
altına aldıkları için, hemen her yıl yinelenen komünist tevkifatlarıyla
sessizliği korudukları için gecikti işler.
Sonunda nasıl oldu, neden oldu ayrı ve derin bir konudur, 61
anayasası ile açılan kapıdan bir rüzgâr girdi. Rüzgârla birlikte bir türlü
uslanmayan o eski zaman kahramanlarının,
15’lerin,
Nâzım’ların arkadaşları da girdi. Önce
küçük küçük toplandılar, bir araya geldiler. Hapse girip çıkmanın olağan
ve önemsiz, birlik içinde örgütlü olmanın önemli ve gerekli olduğunu
öğrendiler. Konuştukları hep 1
Mayıs’tı.
1 Mayıs nedir? 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin birlik ve dayanışma
günüdür. Öyle sırf eğlenmek, balon uçurmak, halay çekmek için değil,
haklarını nasıl alacaklarını prova etmek için meydanda bir araya
geldikleri gündür.
* * *
Sonunda toplandılar. 71’de
“Bu anayasa bize bol geliyor, halkta uyanış başladı,
işçiler kıpırdanıyor” diyenlerin indirdiği darbeye halk
yeni yeni cevap veriyor, seçim meydanlarında hak hukuk arıyordu.
Taksim Meydanı’nı da o nedenle
doldurmuşlardı.
Bir kısım sermaye kara kara düşünüyor, “güleceği
günlerin ne zaman geleceğinin” hesabını yapıyordu. Hesap
yapılıyorsa kumpas kuruluyor demektir. Kuruluyordu.
ABD’de ve Türkiye’de
kurulan kumpasın silahları, yüksek bir otelin pencerelerine, meydanı çok
iyi gören Sular İdaresi’nin duvarlarına
tırmandı. “Ben” diye
yazınca hoş olmaz, bir “deli” profesörün
dediği gibi “aydın olan kendinle
başlamaz”, ama ben de oradaydım. Cinayeti
gördüm.
İşçiler sindi mi, sustu mu? Hayır. Sonraki yıl bir daha geldiler,
sonraki yıl biraz daha fazla, biraz daha renkli ve bu kez birlik ve
dayanışmanın, örgütlenme hakkının bayrağını taşıyarak geldiler. Bir kısım
sermaye ve iktidarın ucunu görmüş, iznini almış generaller işte o zaman,
“tamam, buraya kadar”
dediler.
Ülkemizin kan gölüne çevrilişinin ve sonra ansızın sessizliğe
bürünüşünün hikâyesidir bu.
* * *
Şimdi başka bir zamandayız. Şimdi “artık işçi
mişçi kalmadı, teknoloji bu ‘sorunu’
çözdü” diyen, solculuğunu bir elbise gibi
çıkarıp atmış neoliberal takımın ümmetçilerle hemhal, bir ve bütün olduğu
zamanlardayız.
Ümmetçiler “Türk’ün işçisi ile
Kürt’ün işçisi aynı dinden, aynı ümmettendir, öyleyse
gelsinler bizim partide birleşsinler, bize oy versinler, merhametimize
sığınsınlar, aydan aya yoksul payını alsınlar, bizi de başkanlar başkanı
yapsınlar” hesabındalar.
Gerçek ise başka yerdedir.
Biz de diyoruz ve hep dedik ki; “Bu, yalnızca iç
çekmek, merhamet aramak, uyumaya devam etmek demektir, doğru değildir.
Doğrusu, sınıflar âleminin birliği kadar büyük, geniş, sınırlar aşan başka
bir birliğin olmadığıdır. Orada Türk de Kürt de sınıf cephesine girer.
Girdi mi de ne sermayenin, ne emperyal güçlerin oyuncağı olur. Örgütlenir,
hakkının, hukukunun peşine düşer.”
1 Mayıs nedir?
1 Mayıs işte budur.
Güray Öz Arşivi
Cumhuriyet
|