Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   




































































































Ana Sayfa


Güray Öz

guray@cumhuriyet.com.tr


Gerçeğin Aynasında


77'yi hatırlayanlar, ABD'den gelenlerle birleşerek alanı kana boyayan derin devleti unutmuş olamazlar. Şimdi aydınlar ve işçiler, o derin devletin kendisini derin devlet düşmanı gibi göstermesine de fırsat vermemeli, gerçeği görmek için sınıf pusulasına sık sık bakmalıdırlar. Çok daha eskilere gitmek de mümkündür, ama 12 Mart öncesi günlerden de başlayabilirsiniz. İpin ucunu tutun, CIA ile ittifak kurmuş derinlerin harekete geçtiği 77 1 Mayısı’ndan geçin, milliyetçi mukaddesatçı militanlarla becerilmiş sıra sıra cinayetleri, kıyımları görecek, sonunda kendinizi Susurluk'ta bulacaksınız.



İşçilerin, emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs büyük bir kalabalıkla ve artık kaybedilenin geri alınmasının simgesi haline gelmiş olan Taksim alanında kutlandı.

Yaklaşık 300 bin genç, yaşlı, kadın, erkek insanın katıldığı bayramda işçiler sayıca azdı, coşku sınırlıydı. Kendilerini işçilerin davasına adadıklarını söyleyen siyasi grupların çokluğu ve renkliliği kuşkusuz önemlidir, ama bu gerçeği değiştirmiyor. Sendika ve işçi siyaseti 12 Eylül'de generallerden yediği ve şimdi de AKP iktidarından hem ekonomik, hem politik anlamda yemekte olduğu darbeyi atlatmakta zorlanıyor.

Bu nedenle de haklarını kazanma ve ötesi konusunda ne yapabileceğini eli yüzü düzgün bir değerlendirme ile masanın üzerine yatırsa iyi olur.

* * *

Bu konuda kendilerini işçi sınıfı davasına, yani sosyalizme adadıklarını söyleyen siyasi hareketlerin de kendilerini göstermek yerine, işçi hareketinin yeniden nasıl canlanabileceği ve 12 Eylül öncesi durumu aşabileceği konusuna kafa yormalarında sayısız yarar vardır.

Parti ve grupların önemli bir kısmının Türkiye dışında, üstünde ya da altında bir yerlerde, devrimciye her zaman gerekli romantizmle yetindiğini söylersek pek de gerçekdışı bir şey söylemiş olmayız.

Geçmişten kalan en büyük ders, aydınların işçi sınıfı adına bir şeyler yapamayacakları, onunla birlikte bir işe yarayabilecekleridir. Aydınlar bunu genel olarak siyasetin içinde işçi sınıfının, halkın çıkarlarını savunarak yapabilirler. Kendilerini siyasetin dışında, kapalı ve izole bir alanda var ederek ulaşabilecekleri bir yer yoktur. Bu yalnızca sosyalistler için değil, ilerici, yurtsever, demokrat aydınlar için de böyledir. Ama burada aydın tanımına yeniden dönüp, o tanımla kendimizi sınamanın da yararı var kuşkusuz.

Aydın kişi, yani okumanın yazmanın kendisini aydın olarak tarif etmeye yetmeyeceğinin bilincinde olan kişi, ilk iş olarak kendini, devlet ve toplum karşısındaki konumunu iyi tarif etmek durumundadır. Aydın, devletle ve toplumla sorunu olan kişidir. Devlet ve toplumla uyum içindeki kişiye değil, devleti ve toplumu her anlamda eleştiren, değiştirmeye çalışan muhalife aydın deniyor ve bu yüzyıllardır böyledir.

Şimdi de böyledir.

Bunun yolu da genel olarak siyaset alanında cesaretle yer almakla mümkündür. Kendinizi siyasetin dışına, belki size pek temiz gelen teori alanına hapseder, pek renkli bayraklarınızla alana ya da kendinden hoşnut siyasete koşarsanız kötü değil, ama yetersiz bir iş yapmış olursunuz.

* * *

Burada sözünü ettiğimiz siyaset, dar anlamda bir siyaset değildir. Onun ne kadar geniş bir alanı kapsadığını, işçilerle bilinç alanında nasıl kesiştiğini uzun uzun anlatmaya da gerek yoktur.

Türkiye büyük bir çalkalanışın içindedir. Bütün taşların yerinden oynadığı, kuzu kılığındaki kurtların, kahraman pozundaki düzen adamlarının taraflarını açıkça seçtikleri, ama aynı zamanda hile ve desisenin tavan yaptığı zamandayız. Böyle zamanların en belirgin işareti, at izinin it izine karışmış olmasıdır.

* * *

77'yi hatırlayanlar, ABD'den gelenlerle birleşerek alanı kana boyayan derin devleti unutmuş olamazlar. Şimdi aydınlar ve işçiler, o derin devletin kendisini derin devlet düşmanı gibi göstermesine de fırsat vermemeli, gerçeği görmek için sınıf pusulasına sık sık bakmalıdırlar. Çok daha eskilere gitmek de mümkündür, ama 12 Mart öncesi günlerden de başlayabilirsiniz. İpin ucunu tutun, CIA ile ittifak kurmuş derinlerin harekete geçtiği 77 1 Mayısı’ndan geçin, milliyetçi mukaddesatçı militanlarla becerilmiş sıra sıra cinayetleri, kıyımları görecek, sonunda kendinizi Susurluk'ta bulacaksınız. Sonra büyük bir maharetle kendini gizlemeyi ve izleri birbirine karıştırmayı başaran Silivri davalarına geleceksiniz.

Tarihe gerçeğin aynasında bakmayı başaranlar, Balbay ve diğer aydın kişilerin neden ısrarla orada tutulduğunu da anlayabilirler.

Türkiye'deki büyük kumpası, aydınlarla, yurtseverlerle çetecilerin nasıl aynı kaba konduğunu gördüğünüzde oradaki gerçeği de görmüş olursunuz.

Aradığınız gerçekse kuşkusuz.



• Güray Öz Arşivi •


Cumhuriyet