| |

HABERLER ANA SAYFA
|
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü : Hep Birlikte Kurtulunacak
Kapitalizm ve piyasa kültürü kadını metalaştırırken, cinsel baskı ve sömürünün vazgeçilmez malzemesi yapıyor. Kapitalizmin yarattığı acı, yoksulluk, yıkım ve ucuz emek sömürüsüne karşı emekçi kadınların tutması gereken yol, tıpkı 8 Mart'ı yaratanlar gibi örgütlenmek ve mücadele etmektir. Hiç kuşkusuz bu mücadele IMF ve onun programlarını uygulayan işbirlikçilerini hedef almalıdır. Bilinmelidir ki, kadınların kurtuluşu sınıfsız, sömürüsüz bir dünya ile mümkün olacaktır.
Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlarının, “Kadının İnsan Hakları”nı dünyaya hatırlatma günü.
Biz de ülkemizin ve bütün dünya emekçi kadınlarının 8 Mart mücadele gününü kutluyoruz.
1910 yılında Kopenhag’da toplanan II. Uluslararası Kadın Kongresinde, Alman Kadın Siyasetçi Clara Zetkin'in önerisiyle “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul edilen 8 Mart; 1857 yılında Newyork’da ekonomik taleplerle yaptıkları grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçinin, yaşamını yitirdiği gündür. BM kararı ile 1975’den itibaren “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart, 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.
Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka'nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında 8 Mart 1857 de New York'ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı. Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınların da eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olanak tanınması gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği somutlandı.
Dünya Kadınlar Günü, kadınlar açısından çok daha farklı bir gün günümüzde. Kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması içinde özel bir gün. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsa da, ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde kadın hakları istenen düzeyden oldukça uzakta. Dünya Kadın Günü, dünya kadınları arasında da bir dayanışma ve deneyim değişimi günü.
Dünya Kadınlar Günü, ülkemiz için de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesinde de önemli bir gün. Kadın haklarının ülkemizde kullanımı homojen bir dağılım göstermiyor. Kazanılan deneyimlerin, tüm ülke düzeyine yayılması için yılda bir gün de olsa Dünya Kadınlar Günü ayrı bir önem taşıyor.
Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış bile bir çok gerçeği değiştirebilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlardır. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.
Bugün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşları ise şöyle :
1857 - New York: kadınlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar. Polis tarafından dağıtıldılar.
1908 - New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü. Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan "Ekmek ve Gül " idi. Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.
1909 - İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı. Avrupa'daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.
1910 - Clara Zetkin isimli bir Alman sosyalist kadın, kadın Sosyalist Enternasyonalinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.
1911 - Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler. Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.
1917 - Rus kadınlar " ekmek ve barış" için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler. Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.
1977 - Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 Mart'ı kabul etti.
Biz, kadınların ezilmesini cinsler arasındaki biyolojik farklılıklara bağlamıyoruz. Biz, kadınların sınıflı toplumların oluşumuyla beraber ezilmeye başladığını ve bu ezilmenin her sınıflı toplumda egemen olan sınıfın ihtiyaçlarına göre şekil değiştirerek devam edeceğini düşünüyoruz.
Fazla ürünlerin çoğalması, işbölümünün gelişmesini de hızlandırdı. Bu iş bölümündeki çeşitli konumlanmalar fazla ürün üzerinde denetimi kimin ele geçireceğini de belirledi ve ilk sınıfsal farklılıklar ortaya çıktı. O ana kadar hiç bir önemi olmayan, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik farklılıklar önem kazandı.
Doğurma işlevini kadınlar yerine getirdiği için, belirli üretici rollere doğru itildiler ve fazla ürün denetimini sağlayabilecekleri konumlardan uzaklaştılar.
Kapitalizm öncesi sınıflı toplumlarda, tüm sınıflardan kadınlar, erkeklerin egemenliği altındadır. Ama bütün erkeklerin değil. Çünkü erkeklerin belirli bir kesimi de ezilmektedir. Antik çağın köleleri ve erkek egemen hanenin erkek çalışanları, kadınların sahip oldukları özgürlüklerden daha fazlasına sahip değillerdi.
Kadınların ezilmişliği, belirli üretim ilişkilerini zorunlu kılan üretici güçlerin gelişme biçiminden doğmaktadır. Toplumun maddi tarihine dayanmaktadır.
Kapitalizm kendisinden önceki bütün sınıflı toplumlardan farklı olarak var olan bütün kurumları ele geçirmiş ve ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmiştir. Aile için de aynı şey geçerlidir, kendisinden önceki aile kurumunun bazı özelliklerini devralmış, ama esas olarak yeni baştan şekillendirmiştir.
Kapitalizmin itici gücü ne aileyi (beraberinde kadının ezilmesini) sürdürmek, ne dini propaganda yapmak, ne monarşileri sürdürmek, ne kafa karıştırıcı fikirleri yaymak isteğidir. Kapitalizmin tek bir itici gücü ve isteği vardır: Sermaye birikimi için işçilerin sömürüsü. Din ve monarşi gibi aile de kapitalizmin bu amacı geliştirmesine hizmet ettiği sürece gereklidir. Bu yüzden kapitalist aile değişmeyen bir şey değil, aksine sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilen bir şeydir.
Kapitalist sınıf işçi sınıfının yeniden üretiminin gerçekleştirilmesi, yeni işçi nesillerin yetiştirilmesi için gerekli olanı yapma güdüsüyle hareket eder.
Bunu sağlayan ise kapitalizmdeki çekirdek işçi ailesidir. Kadın çocuk doğurur ve yetiştirir ve erkeği bir sonraki iş gününe hazırlar. Dış dünyadan kopmak ve kocalarına bağımlı olmak kadınları güçsüz kılar. Aile sermaye birikim sürecinin ihtiyaçları doğrultusunda, kapitalizmin şekillendirdiği bir süreçtir.
Kadınların mücadelesi kadınların ezilmesinin maddi koşullarını ortadan kaldıracak olan mücadeleye, sosyalizm mücadelesine yol açar. O yüzden kadınlar bir bütün olarak kadınların ezilmişliğine karşı mücadele edebilecek olan temel devrimci güçtür.
Bugün, "Küreselleşme" adı altında sürdürülen hak gaspları ve yoksullaştırma politikaları emekçi kadınlar için, yaklaşık 150 yıl önceki çalışma ve yaşam koşullarını geri getirmiş durumdadır.
Uluslararası tekellerin kâr hırsı, emekçi kadınları ucuz emek sömürüsü altında eziyor. Çalışan kadınların, kreş, ücretli doğum izni vb. kazanılmış sosyal hakları ya hiç uygulanmıyor ya da uygulandığı fabrika ve işyerlerinde kısmen veya tamamen kaldırılıyor.
İşsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin geldiği boyut, yüzbinlerce emekçi kadını gündelikçiliğe, ev ve tarım emekçiliğine mahkûm ediyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale gelmesi, emekçi ailelerini sağlıksız ve eğitimsiz bir yaşama mahkûm ediyor.
Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, arkasında, tecavüze uğramış, şiddete maruz kalmış ve göçe zorlanmış yüzbinlerce kadın bırakıyor.
Kapitalizm ve piyasa kültürü kadını metalaştırırken, cinsel baskı ve sömürünün vazgeçilmez malzemesi yapıyor.
Kapitalizmin yarattığı acı, yoksulluk, yıkım ve ucuz emek sömürüsüne karşı emekçi kadınların tutması gereken yol, tıpkı 8 Mart'ı yaratanlar gibi örgütlenmek ve mücadele etmektir. Hiç kuşkusuz bu mücadele IMF ve onun programlarını uygulayan işbirlikçilerini hedef almalıdır.
Bilinmelidir ki, kadınların kurtuluşu sınıfsız, sömürüsüz bir dünya ile mümkün olacaktır.
Okuma Parçaları :
Auguste Bebel : Kadının Tarihi Ezilmesinin Tarihidir
Friedrich Engels : Kadının Hukuksal Konumu ve Kurtuluşunun Koşulları
Paul Lafargue : Kadın Sorunu
Lenin : Kadınlar İçin Tam Eşitlik
Jean Fréville : Boğuşacak ne kadar çok düşman var. Önce her şekliyle, her cismiyle gericilik...
Jeanette Wermeersch : Kapitalist Toplumda Kadının Sömürülmesinin Koşulları
Sevgi Kordon : 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Stalin : 20. Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü
Yeni Ortam
|