Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   










































































Ana Sayfa


Özlem Yüzak

ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr


Bir Üniversitelinin Ölümü…


Ömer Çetin kim biliyor musunuz? Ben de sabah, gazetelerin internet sitelerine göz gezdirene kadar bilmiyordum. ‘Son dakika’ haberlerinde 1 saat kadar kaldı acı öyküsü; sonra yerini daha sıcak ve mühim gündemlere bıraktı. Ben ise takıldım kaldım orada… Ömer’de… Ve Yurtkur’un öğrenci belgesindeki o küçük vesikalık resminde…

20 yıl süren kısacık yaşamı bir inşaatın 4. katından düşerek feci şekilde ölmesi ile son bulan üniversiteli bir genç Ömer. Yok hayır; kız arkadaşından ayrıldığı için intihar etmedi Ömer. Ailesiyle tartıştığı için kafası kızıp da kendini aşağıya atmadı. O, okul masraflarını çıkarmak için çalışıyordu sadece. 30 TL yevmiye ile… Elinde biraz daha fazla para kalması için de geceleri inşaatta yatıyordu. Bir lise binasının inşaatıydı çalıştığı yer. Bir özel şirketin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü kontrolünde gerçekleştirdiği bir inşaat.

Ömer ise Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı 2. sınıf öğrencisiydi. Aslen Ağrılıydı. Zor şartlarda okuyabiliyordu. Muğla’da da Yurtkur’a bağlı öğrenci yurdunda kalıyordu.

‘Neydi hayalleri?’ diye düşündüm Ömer’in. Sevdiği bir kız var mıydı? Üniversiteden mezun olunca ne yapacaktı? Edebiyat okuduğuna göre öğretmen olma hayalleri mi kuruyordu? Kitaplarla nasıldı arası? Peki ya şiirle? Bilgisayarda o da diğer yaşıtları gibi chat yapıyor muydu? Geleceğe ilişkin planları neydi? Ne düşünüyordu doğup yaşadığı ülke hakkında. Referandum umurunda mıydı acaba?..

Yanıtsız soruları sıralayıp durdum kafamda. Okuluna devam edebilmek için bir inşaatta vasıfsız işçi statüsünde çalışırken dengesini kaybedip düşen ve ölen gencecik bir insan…

Üniversiteli vasıfsız işçi… Daha ne kadar Ömer’ler var böyle Türkiye’de?

Kısır çekişmelerle, suni gündemlerle ayların, yılların su gibi geçip gittiği bu ülkenin gençliğine ne kadar yazık ediliyor. Türkiye’de 15 yaş ve üzerinde 5 milyon 674 bin kişi okuryazar değil. Nüfusun neredeyse yüzde 10’u.

5-24 yaş arasında ise halen okuryazar olmayan 406 bin genç bulunuyor. Bir devletin daha büyük bir sorunu olabilir mi? Bence olamaz...

Devam edeyim… Hem anne babaların hem de üniversite sınavlarına hazırlanan gençlerin rüyası olan bilgisayar mühendislerinin yüzde 20’si işsiz. Üstelik bilgisayar mühendisleri en çok işsiz kalan meslek gruplarında ilk sıralarda... Dünya bilgisayarla, bilişimle yatıp kalkarken Hindistan ekonomisinin yüzde 23’ü bilişim sektöründen oluşurken bu nasıl iş? Neden bizimkiler işsiz?

Devam edeyim... Bu ülkenin 140 bin öğretmen açığı var. Milli Eğitim yılda ortalama 40 bin atama yapabiliyor. Atama bekleyen öğretmen sayısı ise 400 bin civarında.

Bir yandan işsiz ordusu, öte yanda aradığı niteliklerde eleman bulmakta zorlanan bir iş dünyası. Belli ki eğitim ile istihdam arasında ciddi bir kopukluk var. Eğitimin kalitesinin masaya çoktan yatırılması gerekmiyor mu?

Kafasını referanduma takan, tüm ipleri eline geçirmek için bütün bakanları, milletvekilleri, AKP kadın ve gençlik kolları ile seferberliğe girişen iktidar, bu ülkenin gerçek sorunları ile hiçbir zaman uğraşmadı ve uğraşmayacak. Utanmadan “Bitaraf olan bertaraf da olur” söylemini her yerde kullanan başbakan ve ekibi, alenen “yandaş olan geleceğinden korkmasın” mesajı da vermiyor mu?

Peki, acaba Ömer geceleri bir döşek serip yattığı inşaatın üst katında yıldızları seyrederken bunları da geçiriyor muydu hiç aklından?

Peki bizler, Ömer’lerine sahip çıkamayan bir toplumun geleceğinin asla olamayacağının ne kadar farkındayız?



• Özlem Yüzak Arşivi •


Cumhuriyet