| |

Ana Sayfa
|
Özlem Yüzak
ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr
Sınav Mağdurları ‘Evet’ der mi?
Gelin şöyle kabaca bir hesap
yapalım …
Bu yıl üniversite yerleştirme sınavlarına (LYS) giren kişi
sayısı 1 milyon 500 bin. Lise için yapılan Seviye Belirleme Sınavı’na da
8. sınıflardan 1 milyon çocuk girdi. KPSS diye kısaltılan Kamu Personeli
Seçme Sınavı’na da 1 milyon 300 bin kişi katılmış
… Toplamda ne eder? 3
milyon 800 kişi.
Aylar boyu, hatta koca bir yıl, hatta son bir iki
yıldan beri harıl harıl gecelerini gündüzlerine katarak bu sınavlar için
hazırlanan 3 milyon 800 bin
kişi . Onlara destek olan, maddi manevi
sıkıntıyı çeken aileleri ile birlikte, diyelim
15 milyon insan . Ne uğruna
bunca çaba?
Normal koşullarda şunları sıralayabiliriz: Eğitim,
daha iyi bir gelecek, bir meslek, kamuda yükselme, iş
garantisi …
Üstelik bu gelecek sadece birkaç saat süren bir sınava
bağlı. Üstelik bu sınavların sonu bir türlü gelmiyor. 14 yaşında iyi bir
liseye girebilmek için sınav, 18 yaşında iyi bir üniversite okuyup, iyi
bir meslek sahibi olabilmek için bir sınav. Ardından yüksek lisans için
sınav, bununla birlikte yabancı dil için ÜDS sınavı. Kamuya yönelik
herhangi bir işte çalışabilmek için KPSS sınavı
…
Yok hayır; hepimizin iyi bildiği sınav sistemini
eleştirmeyeceğiz. Çok daha vahimi ile karşı karşıyayız. Birilerinin, başka
birilerinin geleceği ile ‘
alenen ’
oynadığı bir sürecin içine girdik çünkü.
Son yıllarda özellikle de bu yıl bu sınavlarla
ilgili soruların sızdırıldığı iddiaları, hatta daha da ötesinde ele
geçirilen belgeler, bunlara ek olarak SBS
’ de yaşanan yedek liste
skandalları, biraz önce dile getirdiğimiz
“ Ne uğruna?
” sorusuna bu yanıtları
vermekten çok uzak. Kocaman bir boşluk ile karşı karşıya bu insanlar.
Sınava girenler de aileleri de
… Gelecekleri, hayalleri
çalınan insanlar, bu insanlar …
Güven erozyonu devasa
boyutlarda …
Çocuğunu bir yıldan beri dershanelere büyük
paralar harcayarak SBS
’ ye hazırlayan bir veli
telefon açarak “
bu ülkede hiçbir şeye güvenim kalmadı artık
” diye isyan ederek şunları
anlattı : “
Arkadaşı kızıma,
‘ sınavdan bir gün önce babam
odama geldi.
Benim güzel kızım en iyi okullarda okuyacak, dedi.
Elindeki bazı testleri verip, onları çözmemi istedi. Sınavda o sorulardan
çoğu vardı. Nasıl şanslıymışım
’ diye anlattı. Tabii küçük kızın
bir şeyden haberi yok. Ama benim kızım, koca yıl boyu kendisinden çok daha
başarısız sonuçlar alan arkadaşının çok yüksek bir puan aldığını görünce
şok oldu ”
Sızdırma sorulara şimdi bir de Anadolu liselerine
yerleştirmelerde yedek liste skandalı eklenmiş durumda.
Abbas Güçlü
birkaç gün önce Milliyet
’ teki köşesinde
“ Özellikle
İstanbul Lisesi, Galatasaray Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi gibi yüksek
puanlı devlet okullarının yedek listeleri, diğer okulların aksine ve
kılavuza aykırı olarak neden daha düşük belirlendi? Aradaki kontenjanlar
hangi nedenlerle boş bırakılacak? ”
diye yazmıştı. Bugüne kadar bir açıklama
gelmedi. Belli ki şaibeli nakiller söz konusu olacak.
KPSS
’ deki soru sızdırmaları
YÖK incelemeye alacağını açıkladı. Peki öyleyse neden atamalar
durdurulmadı. 30 bin öğretmenin ataması neye göre yapılıyor? Bu
öğretmenlerin tümüne yönelik bir eleştirim yok tabii ki. Sadece şunu
şöylüyorum. Şaibeler varsa ki var; durum açıklığa kavuşuncaya kadar
atamalar durdurulsun.
Yoksa asıl mesele
iktidardan yana olmayanın
‘ bertaraf
’ olması mı? Sınavlar da oyun
arenasının içinde mi?
Peki o zaman soruyu şöyle sorayım: Sizler; yaşanan
tüm bu sınav rezaletlerini bizzat yaşayıp mağdur olanlar ve yakınları;
kamuoyunda bu skandallardan haberdar olanlar, sizler bu hükümete
referandumda “
Evet ”
diyecek misiniz?
Eğer öyle ise benim diyecek sözüm yok; belli ki
tüm bu yaşananlara ve bundan sonra yaşanacaklara
layıksınız …
Özlem Yüzak Arşivi
Cumhuriyet
|