| |

Ana Sayfa
|
Özlem Yüzak
ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr
TEKEL İşçisi Direniyor... Ya Diğerleri...
TEKEL işçilerinin direnişine ülke çapında verilen destek ve dayanışma arttıkça hükümet öfkelenip saldırganlaşıyor. Çünkü TEKEL işçileri ile benzer konumda olan başkaları da var. Çünkü hükümetin son dönemde kamu alanında yoğun biçimde sendikal haklardan yoksun düşük ücretli işçi çalıştırma kararı ve özellikle de taşeron işçilik kullanmaları ile sayıları giderek artıyor.
-“TEKEL işçilerine
önerdiğimiz parayla çalışacak sokakta dolaşan milyonlarca insan
var.”
-”Bizim kabahatimiz TEKEL işçilerine gösterdiğimiz
merhamettir”
-”İki yıldır boşu boşuna
oturarak para alıyorlar.”
-”Bizde para bol ama TEKEL işçisi hakkına razı
olacak.”
-“Bizi TEKEL işçisi
değil, milletimiz iktidar yaptı
.”
Bu korkunç sözler, bu kadar basit bir şekilde
ağızlardan dökülebiliyor. Kimlerin ağzından?
Başta Başbakan
Tayyip Erdoğan olmak üzere
AKP’
nin ilgili bakanlarının... Yok sorun
“ağızlarından çıkan sözleri kulakları duymuyor”
sorunu değil. Bilerek dillendirilmiş
bilinçli sözler bunlar...
TEKEL işçileri ise 50 günden beri eylemlerini
sürdürüyor. Dün itibarıyla içlerinden 8 bin 364
’ünün iş akitleri
feshedildi. Yani artık resmen işsizler. Önlerinde ise 1 ay süre var. Ya
özlük haklarını kaybetmeyi kabul ederek 4-C statüsüne geçip sözleşmeli
işçi olacaklar ya da tamamen işsiz kalacaklar... Bugün TEKEL işçilerinin
içinde bulundukları süreç 2008 Şubat
’ında
TEKEL’
in sigara bölümünün 17 dakika süren bir ihale ile British
American Tobacco (BAT) şirketine devredilmesi ile başladı. Tasfiyenin ilk
adımı TEKEL’
in tütün kısmının özelleştirilmesi ile
atıldı.
Şimdi sıra ikinci adımda. İkinci adım: Özelleştirme
kapsamında işine son verilen TEKEL işçilerini 657 sayılı Devlet Memurları
Yasası’
nın 4-C maddesi kapsamında tanımlamak. Bu etap da geçilirse
geriye tek hamle kalıyor, 4-C
’li TEKEL işçilerini
senelik sözleşmeleri yinelememek suretiyle peyderpey işsizler ordusuna
havale etmek. AKP hükümeti TEKEL işçilerini 4-C kapsamında tutmaya
çalışıyor. TEKEL işçileri çocuklarına yarın da ekmek götürebilmeyi güvence
altına alabilmek için meydanlara çıkıyor.
Aileleri ile birlikte 40 bine yakın insanı
yakından ilgilendiren bir süreç. Ancak bunun da ötesinde
Türkiye’
de AKP iktidarının 7 yıldan beri uyguladığı politikaların
bir sonucu. Üretim ve istihdam odaklı büyüme politikasını göz ardı ederek
“
babalar gibi satma
” yı ön plana çekerek, ülke
mirasını har vurup harman savurmanın doğal sonuçlarından yalnızca biri.
TEKEL işçilerinin direnişine ülke çapında verilen
destek ve dayanışma arttıkça hükümet öfkelenip saldırganlaşıyor. Çünkü
TEKEL işçileri ile benzer konumda olan başkaları da var.
Çünkü hükümetin son dönemde kamu alanında yoğun
biçimde sendikal haklardan yoksun düşük ücretli işçi çalıştırma kararı ve
özellikle de taşeron işçilik kullanmaları ile sayıları giderek artıyor.
Bunun en somut örneklerini geçen ay İtfaiye gibi
kamusal alanın hayati bir işkolunda yaşadık. Belediyeler itfaiye erlerini
taşeron işçisi statüsüne taşıdı ve bu işçiler tıpkı temizlik işçileri gibi
her yıl bir taşerondan diğer taşerona devrediliyor.
Devlet okullarında vekil öğretmenler de taşeron
firmaların kadroları üzerinden istihdam ediliyor. Devlet hastanelerinde
pek çok çalışan, alt işveren konumunda olan temizlik güvenlik
şirketlerinin kadrolarında istihdam ediliyor. Ancak aslında onlar bu
hastanelerin idari kadrolarında hizmet veriyorlar. Üstelik de bunlar
yıllık sözleşmelerle istihdam edilip sendikalılık, yıllık ücretli izin,
kıdem, ihbar gibi haklardan yoksun çalıştırılıyorlar.
Devam edelim....
Tuzla gemi işçileri, demiryolu çalışanları,
Kent-Aş işçileri... Durumları hep aynı
...
PTT
’nin (Posta Telgraf
Telefon) ‘
telefon’
kısmı, Türk-Telekom adıyla ayrı bir firma olarak
teşkilatlandırıldıktan sonra 2005 yılında özelleştirildi. Firma
özelleştirme öncesinde örgütlü olan Haber-İş sendikasını güçsüzleştirmek
için çağrı merkezi hizmetini yüzde yüz kendi sermayesi ile kurduğu Assistt
AŞ’de taşeronlaştırdı. Buna karşı çıkanlar sudan bahanelerle işten
çıkartıldı...
THY
’nin çağrı merkezinin
taşeronlaştırılması da farklı değil... THY
’nin çağrı merkezi
hizmetleri geçen yıl Vodatech ve Assistt AŞ
’ye verildi. Bu iki
firmada da sendika yok. Bu firmalarda çağrı alan bir müşteri temsilcisine
verilen ücret, THY’
de aynı işi yapan sendikalı bir çağrı merkezi çalışanına
verilenin üçte ikisi civarında....
Önümüzdeki dönem de farklı olmayacak. Küresel
ekonominin emekçiler üzerindeki sömürüsü düzene uygun şekilde artarken
AKP’nin uygulaması asla farklı olmayacak.
Bütçedeki cari açığın büyümesi zaten zor
koşullarda yaşayan işçi, memur, emekli, köylü, işsiz, öğrenci ve küçük
esnafın hayatlarının daha da çalınacağını açıkca
gösteriyor.
İşte bu yüzden TEKEL işçilerinin direnişi
desteklenmeli.
Desteği çığ gibi büyütmek, diğer sesler ile
birleştirmek, güçbirliğini, dayanışmayı becermek
zorundayız...
Özlem Yüzak Arşivi
Cumhuriyet
|