| |

Ana Sayfa
|
Özlem Yüzak
ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr
Kriz Üretmeyecek Sistem Mümkün mü?
Hepimizin bildiği gibi yalnız Türkiye değil hemen hemen bütün ülkeler artık için en ciddi sorunu dış borç yükü ile işsizlik oluşturacak. OECD’ nin tahminleri doğru çıkarsa, 30 üye ülkede işsiz sayısı 20 milyonun üzerine çıkacak, bu da 2. Dünya Savaşı ’ndan bu yana en yüksek rakam olacak. Peki, bu kadar işsizi, giderek yaşlanan nüfusu dünya nasıl taşıyacak. Bunun üzerine bir de ekoloji krizini yerleştirin ve tabloyu gözünüzde canlandırmaya çalışın...
Gelin bu soruyu ortaya atalım ve tartışmaya
açalım? Aslında 1 Mart tarihli Cumhuriyet gazetesinde Doç. Dr.
Özlem Onaran
ile yaptığım söyleşiyi
“Kriz üretmeyecek sistem
mümkün”
başlığı ile vermiştim... Doç. Dr. Özlem Onaran başarılı bir
akademisyen. Geçen sene Viyana Üniversitesi
’nde görev yaparken bir
söyleşi yapmıştık. Onaran, krizin arkasında bir bölüşüm krizinin saklı
olduğunu ve neoliberalizme yama yapılmaya çalışıldığını söylemişti. Onaran
bu arada Viyana Üniversitesi
’ndeki görevinden
ayrıldı ve Londra Middlesex Üniversitesi
’nde çalışmaya başladı.
Araştırma alanları küreselleşme, bölüşüm, istihdam, büyüme ve finansal
krizler. Son söyleşide krizin geldiği noktayı ve ülkelerin ne tür adımlar
attıklarını değerlendiren Onaran, liberalizmin krizi katmanlaştırarak
büyüttüğünü vurgulayıp somut önerilerde bulunmuştu.
Onaran’
ın önerilerini kısaca özetleyelim:
Daha az büyüyerek daha çok iş yaratmanın yollarını
bulmak zorundayız. İşin sırrı ise bir yandan çalışma sürelerini kısaltmak
bir yandan da kamunun yatırımları. Devlet hem yenilenebilir enerji,
ekolojik onarım, altyapı, ulaşım sistemleri gibi alanlarda yeni yatırımlar
yapmalı, hem de emek yoğun toplumsal hizmetler sektörünü geliştirmeli...
Söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz sırada
Yunanistan’
da finansal kriz patlak vermişti. Şimdi Portekiz, İspanya
ve İngiltere’
de topun ağzında. Avrupa Birliği hâlâ bir
“krizden
çıkış stratejisi”
ortaya koyabilmiş değil. Zaten var olan ancak halının
altına gizlenen ekonomik sorunlar ise küresel krizle iyice ortaya çıktı.
Nüfusun yaşlanması, işgücü piyasasının esnek olmaması, verimlilik açığı
ile sosyal güvenlik ve bankacılık sektörlerindeki yapısal sorunlar Avrupa
Birliği’
nin baş ağrıları. Keza ABD
’de de toparlanma henüz
istihdama yansımadığı gibi sorunlar da büyüyor. Krizin
yarattığı
“yeni yoksul
sınıf” yeni
evsizlere gebe. Ekonomistler, Amerikan ekonomisinin daha yaşlı ve daha
düşük eğitim seviyelilerin iş olanaklarını azaltan şekilde değiştiğini
ifade ederek düşük eğitim ve donanıma sahiplerin de bu
“yeni yoksullar
” sınıfına girebileceği
yorumlarını yapıyor. Türkiye
’de ise durum herkesin
malumu...
Özlem Onaran
“Tüm dünyada politikacılar
sanki bölüşüm krizi yokmuş gibi davranıyor ve bir iki makyaj yapmak
dışında ‘eski
düzene’
geri dönmeye çalışıyorlar. Bankaları batmaktan kurtarıp onların
zararlarını kamulaştırdılar. Ama kârlar özel mülkiyetti, şimdi yine
öyle... Küresel krizin arkasındaki bölüşüm krizinin çözümü üzerine
konuşmak bir yana, kriz, bölüşüm krizini iki açıdan daha da
derinleştiriyor. Birincisi, vergi gelirleriyle bankaları kurtardılar;
şimdi bütçe açığını kapatabilmek için eğitim ve sağlık başta olmak üzere
sosyal harcama kesintilerini planlamaya başladılar. Yani kriz karşısında
uygulanan politikaların bedelini bu sosyal hizmetlere en çok ihtiyaç duyan
düşük gelirli emekçiler ödeyecek”
diyerek İngiltere
’den örnek veriyor:
“
Britanya’
da bahar seçimlerinde iki egemen parti birbirleriyle kimin
daha büyük bir disiplinle harcamaları keseceği üzerine yarışıyor. İlk
hedef ise üniversitelerin bütçesindeki kısıntı ve öğrenci sayısını kontrol
etmek! İkinci konu ise kriz sonrasında esas zorluğu evini, işini
kaybedenlerin ve kriz bahanesiyle ücret kesintilerini kabul etmeye
zorlanan emekçilerin yaşıyor olması..”
Tanıdık geldi değil mi?
Hepimizin bildiği gibi yalnız Türkiye değil hemen
hemen bütün ülkeler artık için en ciddi sorunu dış borç yükü ile işsizlik
oluşturacak. OECD’
nin tahminleri doğru çıkarsa, 30 üye ülkede işsiz sayısı 20
milyonun üzerine çıkacak, bu da 2. Dünya Savaşı
’ndan bu yana en yüksek
rakam olacak. Peki, bu kadar işsizi, giderek yaşlanan nüfusu dünya nasıl
taşıyacak. Bunun üzerine bir de ekoloji krizini yerleştirin ve tabloyu
gözünüzde canlandırmaya çalışın...
İstersiniz baştaki soruyu yeniden ortaya atalım:
Kriz yaratmayacak bir sistem oluşturulabilir mi? Nasıl? Bu konudaki
katkılarınızı bekliyorum. Konuyu haftaya sürdüreceğiz...
Özlem Yüzak Arşivi
Cumhuriyet
|