Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   




















































































Ana Sayfa


Özlem Yüzak

ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr


Fethiye’deki Annenin Öyküsü
Aşina Değil mi?



Rakamlara bir bakalım: 1994 yılında 1089 olan dershane sayısı bugün 4 bin 193 ’e çıktı. Dershaneye giden öğrenci sayısı 1994 yılında 317 bin 217 iken bugün 1 milyon 174 bin 860. Buna göre, 1994 yılından bugüne dershane sayısı yüzde 285, öğrenci sayısı da yüzde 270 arttmış durumda. Parasal değeri ile dershanecilik bugün 9 milyar dolarlık dev bir sektör. Tabii bir de kayıt dışı olarak özel dersler ve evlere yapılan ziyaretlerle verilen derslerin karşılığı alınan ücretler hesaplandığında meblağ daha da yüksek.



Türkiye ’nin iki ayrı koldan ilerleyen iki farklı sorunu eğitim ve yoksulluk bir noktada kesişti. Fethiye’ de oğlunun öğrenim gördüğü dershaneye olan 5 bin liralık borcu nedeniyle hapse giren annenin büyük oğlu intihar etti. Dershane alacağından vazgeçti, anne serbest kaldı, ama olan 18 yaşındaki gence oldu.

Buna münferit bir olay gözüyle bakarsak hepimiz büyük bir hata yapmış oluruz. Zira emin olun ki; çözüm getirilmeyen sorunların kesişme noktaları büyük toplumsal depremleri de beraberinde getirir.

Bu öyküde, şoförlük yapan ve 5 nüfusu ge-çin-di-re-me-yen bir baba, o-ku-ma yaz-ma bilmeyen bir anne, ö-de-ne-me-yen borçlar ve ta-pu-su ol-ma-dı -ğı için satılamayan bir ev var. Ve de çocuklarının üniversitede okumaları için çırpınan bir a-i-le. Aşina değil mi? Bu ülkede yaşayanların kaçta kaçı bu durumda dersiniz? 73 milyonluk nüfusumuzun yarısından çoğu bu durumda değil mi sizce? Ailelerin çoğu eğitimi, özelllikle de üniversite eğitimini yoksulluktan bir kurtuluş olarak görmüyor mu?

“Ben okuyamadım çocuğum okusun” anlayışı toplumun hemen hemen her kesiminde yaygın. Yetersiz üretim modeli ve bunun yarattığı işsizlik nedeniyle üniversite ise tam anlamıyla bir iş kapısı olarak algılanıyor. Ancak gerek sınav sistemi, gerekse okulların çoğunda eğitimin yetersizliği ve verilen eğitimin sınavla bire bir örtüşmemesi yüzünden herkes gemisini kurtaran kaptan misali, çocuğunu özel okul ve dershaneye yönlendirmeye çalışıyor. Dershaneye başlama yaşı 10’a kadar düşmüş durumda. Oyun çağındaki ilköğretim öğrencilerinin, çocukluklarının tadını çıkaramadan, sınavlara hazırlanmak için dershaneleri mesken tuttuklarını görüyoruz.

Rakamlara bir bakalım: 1994 yılında 1089 olan dershane sayısı bugün 4 bin 193 ’e çıktı. Dershaneye giden öğrenci sayısı 1994 yılında 317 bin 217 iken bugün 1 milyon 174 bin 860. Buna göre, 1994 yılından bugüne dershane sayısı yüzde 285, öğrenci sayısı da yüzde 270 arttmış durumda.

Parasal değeri ile dershanecilik bugün 9 milyar dolarlık dev bir sektör. Tabii bir de kayıt dışı olarak özel dersler ve evlere yapılan ziyaretlerle verilen derslerin karşılığı alınan ücretler hesaplandığında meblağ daha da yüksek.

Burada dershaneleri suçladığım sanılmasın. Talep varsa dershane de olacak tabii ki. Sorun sistemde. Her şeyden önce de üniversiteyi yoksulluktan kurtuluş kapısı olarak gören ailelerin açmazında. Bu ülkede eğitim hakkı anayasada düzenlenen temel haklardan. Ancak eğitim sisteminin çarpıklığı bu hakkın eşit olarak verilmesini engelliyor.

Peki neden bu sorun olarak masaya yatırılmıyor? Neden TBMM’ de tartışılmıyor? CHP Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu nun yazılı cevaplaması istemiyle TBMM’ ye soru önergesi verdi. Topuz, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:

-Bir çocuk yoksulluk yüzünden okulunu bırakmak zorunda kalıyorsa bu konuda Milli Eğitim Bakanı olarak hiç mi bir sorumluluğunuz yok?

-Eğitim ve öğrenimde fırsat eşitliği kapsamında yoksul öğrenciler için bir çalışmanız var mı ?

-Eğitime ulusal gelirden daha yüksek oranda bir pay ayırmak ve kamusal eğitimi daha nitelikli hale getirmek için ne gibi çalışma yapmaktasınız?

-Dershaneler eğitimin bir parçası olarak görülüyorsa fakir öğrenciler için de mutlaka bir plan olmalı, bu konuda bir çalışmanız var mı ?

Bakalım sayın Bakan ’ın yanıtları ne olacak? Merakla bekliyorum.



• Özlem Yüzak Arşivi •


Cumhuriyet