| |

Ana Sayfa
|
Şükran Soner
soner@cumhuriyet.com.tr
Dengeler Oynak...
Adı “küreselleşme” olarak süslenmiş tek kutuplu dünya, yeni dünya düzeni sömürü çarklarının işletilişinde, piyasalar düzeninde iflas, düşlerin düş kırıklığına dönüşmesi çok hızlı oldu... İdeolojilerin yıkıldığı, tek ideolojinin varsayıldığı, buna göre de insan hakları, demokrasi, devletler algılamasından başlayarak insan yaşamına ilişkin tüm kavramların tersyüz edildiği yeni dünya düzeninde, eşitsiz, haksız yöntemlerle de olsa küreselleşme, zenginleşmeden sonuçta tüm insanlığın yaşamına pay düşeceği varsayılmıştı.
Yaşamın gerçeği tam tersi oldu; güç, zenginlik sınırlı ülke, merkez, çokuluslu şirket elinde toplanırken, insan için üretim, ekonomi algılamaları da terk edilince milyarlarca dünyalının yaşamı yoksunluk, yoksunlukla birlikte geriye, düzen dışına püskürtülmüş oldu. Kuralsız düzenin refleksi, insanlık, uygarlık adına kazanımların, evrensel hukuk, insan hakları, demokrasinin katledilmesi, pervasız savaş suçlarının işlenmesi, vahşetin egemen kılınması, terör, ırklar, dinler savaşları ekseninde kuralsız savaşlarının hortlatılması, insanlığın yüzyıllar gerisine püskürtülmesiydi.
Dünyanın oynak düzeninde yaşananları, yaşatılanları, Türkiye’ye emperyal çıkarlar adına biçilen rolleri, AKP iktidarının yaratılış gerekçelerini, dış dengelerdeki oynaklıkların Türkiye’ye uzantılarını doğru okuyamadığımızda, Türkiye’de canımızı çok fazla yakan düzenin oynaklıklarında da taşları yerlerine oturtmak, gerçek insan hakları, demokrasi, özgürlükler boyutunda sağlıklı sonuçlara varmak.. hele de yükselen değerler(!), medyatik güdülemeler nedeniyle iyice zorlaşıyor.
* * *
Bu ne mene çelişkidir ki.. Dün televizyon haber kanallarımızda, canlı yayında saatlerce Filipinler, Manelya’daki polis operasyonunu izledik. Makineli tüfek seslerini duyduk, iki Çinli rehinenin öldürülüşüne tanıklık ettik. Uzmanlardan operasyondaki yanlış adımları dinledik.. İşine geri dönmek için ağır silahlarla donanmış, cinnet getiren emekli polisin cinayetlerini, heyecanlı bir korku filmi izler gibi izlemekle, terör cinayetinde suç ortaklığına soyunmuş olduk.
ABD’nin Irak işgalinde, ışıklı atari oyunu heyecanında izlediğimiz silahların hedeflerine varışlarını, bilinmeyen sayıda Iraklının ölümüne, daha çok sayılarda yaralanmalarına, katlanan sayılarla gelecekte kanser başta her türden hastalığa mahkûm edilişlerini izlediğimiz gibi. Irak’a “demokrasi” ihracı adına gerçekleştiren üstün silahlı güçlerin işgalinde, Bağdat’ta Saddam heykelinin devrilmesi için harcadıkları çabanın, aynı saatlerde Kuzey Irak, Kerkük’te kamu dairelerine baskın yapılarak öncelikle tapu, nüfus kayıtlarının yakılmasının anlamlarını sorgulamadan.
Kimi gazetelerin manşetlerine de girdiği üzere, televizyonların ana haberlerinde haklı önemli yeri kapan “kırmızı kitapta tehdit temizliği”ni nasıl okuyacağız? Yenilenen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne, Dışişleri tarafından hazırlanan metinde, geçmişte öncelikli tehdit görülen Rusya, İran, Irak, Yunanistan tehdit olmaktan çıkarılıyormuş.. Dışişleri’nin “komşularla sıfır sorun” sloganını, insan hakları, demokrasi, barış adına yadsıma söz konusu olabilir mi?
İyi güzel de ABD Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına neden çuval geçirdi? Çok kısa bir zaman dilimi içinde neler değişti ki.. Dönemin ABD Başkanı Irak’ta yanında olmayan ülkelerin, son dakikada tezkereyi geri çeviren Türkiye başta olmak üzere cezalandırılacaklarını, Irak’ın petrol savaş ganimetlerinden pay alamayacaklarını ilan etmişken... Bugünlerin Başkanı Kuzey Irak Kürdistanı’na sahip çıkma, güvenliğinden sorumlu olma görevini Türkiye’ye yüklüyor.
Irak’ı bir enkaz yığını olarak terk ederken, Ortadoğu petrolünün maliyetini düşürmeye yönelik, yol açtığı bataklıkta Iraklıları, mezhepler, ırklar, cemaatler üzerinden birbirlerini kesip biçtikleri terör ortamında çaresiz bırakırken... Ortadoğu çıkarlarını korumada merkez üs yaptığı Kuzey Irak’ta istediği güvenlik garantisi için Türkiye’nin Kürt ve PKK siyasetlerinde kökten değişiklikleri önkoşul olarak dayatıyor. PKK terörünü sonlandıracak, gerçekçi bir Kürt açılımına, ülkemizdeki sorunların çözümüne kim karşı çıkar ki? ABD’nin yeni Ortadoğu projeleri, çıkarları, bizim bu özlemlerimiz, ülke çıkarlarımız, sorunlarımızla çakışıyor mu?
Ermeni açılımı zorlamasında, büyük devletler temsilcileri başlarında, iki ülkenin taraflarına zorla imzalatılan metin önlerinde çaresiz yüz ifadelerini unutmak olası mı? Kıbrıs sorunu çözüm dayatmasında, AB ülke liderliklerinin dayatması, Kuzey Kıbrıs referandumu travması, sonuçlarına hiç girmeyelim. Yunanistan, büyük ekonomik krizde, borçlarla boğuşurken askeri harcamalarını çok anlamlı daraltmak zorunda iken, karasular savaşımını havada maliyeti büyük rakamlı askeri uçak kitlenmesi yönteminden vazgeçmek, iki ülkenin de çıkarına, sevindirici. Yunanistan’ın AB siyasi baskılarıyla çözüm arayışları gündemden düşürülebilse..
AKP hangi ölçeklerde ülke çıkarlarını kolluyor? Hangi ölçeklerde siyasi iktidarının çıkar hesaplarında boyun eğiyor?..
Şükran Soner Arşivi
Cumhuriyet
|