Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   























































































Ana Sayfa


Şükran Soner

soner@cumhuriyet.com.tr


Yandaşla Yalaka


Son günlerde yandaş medya, gazeteciler, bilim insanları ekseninde yaşanan, henüz boyutlarını pek algılayamadığımız kırılmaya biraz daha dikkatli bakmakta yarar var.. Yıllarca iktidara destek, ötesinde hizmet veren kadrolar, her istenene, talimata boyun eğmekte uyum sağlayamadıkları noktada, hemen çok kolay dışlanabiliyorlar. Anayasa paketi üzerinden kapışmalarına, milletvekili fişlemesine de aynı çerçeveden bakmak gerek...



AKP, Erdoğan hükümetinin çevresinde, iktidar icraatları ekseninde, yandaş-yalaka savaşları, bizlere haber olarak ulaşacak boyutlarda, gerilim, çatışma dozu tırmanarak yaşanıyor.. Besbelli Başbakan Erdoğan, yakın iktidar çevresi için, uzun soluklu yanında olma yetmez olmuş, her koşulda tam teslim, biat, kralın soytarısı ölçeğinde yalakalık isteniyor..

Odalar Birliği’nin 16 şirketine birden aynı anda gelen baskın denetim üzerine değerlendirmeler çok ilgimi çekti. Sorumlu bakan doğrudan işin içinde olduğunu gösteren açıklama yapmaktan sakınmadı; “Bakanlığımın görevi, kurumların güçlenmesine yarar” dedi. Yalaka ile yandaş gazeteciler alkışlama, kaygı çerçevelerinde ayrıştılar; yalakalardan öğrendiğimize göre, Rifat Hisarcıklıoğlu ile AKP’nin tüm kadroları arasında olmasa bile, en azından Başbakan Erdoğan’la araları açılmış, karakediler girmiş. İşler öylesine sarpa sarmış ki, Hisarcıklıoğlu ve arkadaşları ayrı bir siyasi parti kurma çalışmaları içindeymişler. Üstüne üstlük kendi sermaye çevrelerinin olanakları ile yetinmiyor, doğrudan Odalar Birliği’nin kaynaklarını kullanıyorlarmış...

16 şirketin çalışmaları işte bu amaca yönlendirilmiş. Zenginlerin örgütü TÜSİAD için hoş görülebilecek bu durum Odalar Birliği için asla kabul edilemezmiş. Sonuç olarak çok büyük, önemli bir kısmı da kendisi emekçi sermaye, meslek örgütlenmesinin kaynaklarını kullanıyorlarmış. Çocuğunun okul harçlığını zor karşılayan emekçi işadamı asla onun sırtından, Odalar Birliği’nin kasasından bu çok haksız, hatta yasadışı harcamalara izin vermemeliymiş. Ayaklanıp bu büyük meslek örgütünün kaynaklarını siyasi çıkarları için kullanan bu yöneticilere karşı darbe yapılmalıymış. Hisarcıklıoğlu ve arkadaşları dudak uçurtan harcamalarla, sözde AB üyelik desteği, üyelerin çıkarlarına katkı yurtdışı gezilerde aslında bir avuç yakın çevrelerinin çıkarlarına hizmet ediyorlarmış. Yoksul, yetim küçük patronların ellerinden zorla alınan paralar onlara yedirilmemeliymiş... Önlenemezse en azından meslek odalarına üyelik zorunluluğu ortadan kaldırılmalıymış... Doğru söze ne denir?

* * *

Yalaka yandaş kimliklere bakıyorum; ağırlıklı son dönemin iktidar nimetlerinden, ihalelerinden en çok pay alan büyük patronların en yakınında üst düzey yöneticiler. Sahi Odalar Birliği AKP iktidara geldiğinden bugüne, AKP iktidarına en çok hizmet veren meslek örgütlerinin başında değil miydi? İçlerinde olamadığımız için aralarının ne zaman açıldığı, ne zaman karşı karşıya geldikleri, çıkar çatışması içine düştükleri hakkında en küçük bir fikrimiz yok. Söylenenlerin ne kadarı ile doğru olduğunu da bilemiyoruz.

Hani o yoksul, yetim dedikleri küçük işletmelerin, üyelik aidatlarından toplanan büyük kaynaklar, haksız, hovardaca Erdoğan hükümetlerine hizmette kullanılırken sorun yoktu ama değil mi? Erdoğan hükümetlerine kusursuz hizmet ekseninde olanlar onlarla değil yüzlerle sayılabilir. Gerek Türkiye, gerekse yurtdışında ne kadar da çok sayıda, elbette çok pahalıya mal olmuş, küçük işletmelerin, odalar üyelerinin çıkarlarına katkısı sıfır, götürüsü, harcaması çok yüksek etkinlik var değil mi? Tam da yalakaların dedikleri gibi yoksulun, yetimin hakkı üzerinden yapılmış en gösterişlisinden, en pahalısından medyatik şovlarda Başbakan Erdoğan, AKP’li bakanlar hep Hisarcıklıoğlu ile aynı fotoğraf karesi içinde, gülmsemiyorlar mıydı?

Erdoğan hükümetlerinin sermaye ilişkilerine bilimsel yaklaşımda, Prof. Korkut Boratav hocanın söyleşisinde yaptığı saptamalar belleğimde; “Türkiye’de siyasi iktidarların, neoliberal politikaların gereklerinin ötesinde, yandaş sermaye yaratma, iktidar gücünü kullanma eğilimleri hep vardı, çok güçlü sonuçları ile yaşandı. Özal, Yılmaz, Çiller hükümetlerinden çok daha boyutlu, etkin olarak Erdoğan hükümetleri daha etkin bir biçimde yandaş sermayelerini yaratmak, kollamakla yetinmediler. Yeni bir boyut katarak hasım ilan ettikleri sermayeyi özel cezalandırma yöntemlerine başvurdular. Öncelikle de vergi denetim, cezalandırma aracını çok etkin kullandılar...”

Son günlerde yandaş medya, gazeteciler, bilim insanları ekseninde yaşanan, henüz boyutlarını pek algılayamadığımız kırılmaya biraz daha dikkatli bakmakta yarar var.. Yıllarca iktidara destek, ötesinde hizmet veren kadrolar, her istenene, talimata boyun eğmekte uyum sağlayamadıkları noktada, hemen çok kolay dışlanabiliyorlar. Erdoğan hükümetlerinin yıllarca yandaşlığını yapmışlarla, günün gündemine uygun kusursuz yalakalık yapanlar artık çok sık olarak görüş ayrılığına düşmekle kalmıyor, canlı yayınlarda karşıt görüşlerden daha sert tartışabiliyorlar. Anayasa paketi üzerinden kapışmalarına, milletvekili fişlemesine de aynı çerçeveden bakmak gerek...



• Şükran Soner Arşivi •


Cumhuriyet