Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

   

























































































Ana Sayfa


Prof. Dr. Yüksel Akkaya

akkayayuksel@yahoo.com

Ludistler’den Ekim Devrimi’ne,
Ekim Devrimi’nden Yunanistan’a:
Komiteler, Konseyler, Sovyetler…



Yaklaşık iki yüzyıllık bir hikaye olmasına rağmen hâlâ çok günceldir "gizli" örgütlenme biçimi olarak komite, konsey, sovyetler... Hem çok gizemlidir bu örgütlenme biçimi, hem çok heyecan verici, ama bir o kadar da yaratıcı ve yıkıcıdır/dönüştürücüdür/devrimcidir/yapıcıdır.

18. yüzyıl sonu, 19. yüzyıl başı "Ludistlerinden" kalan miras yakın zamanlarda Yunanistan'da iletişim teknolojilerinin de iyi kullanılması ile kapitalist hayat tarzına iki yüzyıllık direnişin bir kez daha görkemli olarak ortaya çıktı. İki yüzyıl sonra Yunanistan'daki eylem bir kez daha gösterdi ki kapitalizme karşı mücadelede direnişi/mücadeleyi örgütleyen komite/konsey/sovyet tipi yapılanmalar yapay/zorlama "emir"le/"görevlendirme"yle değil, bir birikimin sonucu, bir güçlü itirazın, isyan ruhunun gereği, mücadelenin sıcaklığı ile gönüllü olarak çok hızlı olarak oluşturulmakta, yaygınlaştırılmakta. Burada önemli olan, ön plana çıkan, kişilere verilen görev değil, tersine, uygun ortam ve bilinç yaratılarak herkesin bir öncü, bir lider, bir örgütçü olacak hale dönüştürülmesidir. Bu durum ve tutum, işçi kültürünün, mücadele kültürünün adeta bir "doğal" sonucudur da. Tarihsel bir yolculuk, bu görkemli hikayenin sihrini de açığa çıkarmaktadır. Aslolan ve önemli olan, bu "doğal" durumun siyasal yapılarca, öznelerce bir devrime evriltilip, evriltilmediği ile ilgilidir. Tarih, bu açıdan da çok öğreticidir.

Haksız bir şekilde "uygarlık" ve aynı anlamak gelmek üzere makine düşmanı olarak sıfatlandırılan Ludistler kapitalist hayat tarzına çıkarken ilk büyük, etkili ve önemli komite/konsey/sovyet tipi örgütlenmeyi de hayata geçirenlerdir. En sert çatışmaların yaşandığı dönemde, devlet tüm olanaklarına rağmen Ludistlerin bu görkemli gizli örgütlenmesini, komitelerinin sırrını çözebilmiş değil. Sadece devlet mi? Hayır! Tarihçiler de... Aralarında üç-beş kuruş toplayıp, aldıkları ucuz şarapları bodrum katlarında, ormanlarda içerek örgütlenen, örgütlenme sırlarını tüm işkencelere, idamlara rağmen açığa çıkarmayan Ludistler, komitelerin, gizli örgütlenmelerin önemini bir büyük deneyim olarak bırakıp, tarih sahnesinden geri çekilirken boşluğu önce anarşistler, sonra Rusya'da işçiler dolduracaktı.

Kapitalizmin tarihi kanlı bir tarihtir.

Kapitalizmin tarihi zorbalığın tarihidir.

Kapitalizmin tarihi sömürünün tarihidir.

Kapitalizmin tarihi insanlığa savaşın tarihidir.

Ancak, bu tarih, bütün bunlara bir direnişin, mücadelenin de tarihidir. Öyle olduğu içindir ki, kapitalizmden en çok mağdur olanlar, buna başkaldırının yolunu yordamını da arayanlar olacaktı. Kuşkusuz bu işçi sınıfı olacaktı, mülksüzleştirilenler olacaktı, kimliksizleştirilenler olacaktı. Böyle olduğu içindir ki kapitalizme ilk büyük başkaldırıda bulunan Ludistler ve anarşistlerin içinde nitelikli işçiler, mülksüzleştirilen, yoksullaştırılan esnaflar önemli yer tutar. Ve, bu başkaldırı dönemin koşullarına uygun olarak çok gizli komiteler şeklinde örgütlenme ile ortaya çıkar, karşılaştığı şiddete denk düşmesi umulan bir şiddet ile karşılık verir. Bu örgütlenmelerin ve eylemlerin en önemli "eksiği/zaafı" iktidar perspektifinden yoksunluktur. Verili yapıyı yıkacak, istenilen yapıyı kuracak bir iktidar perspektifinden yoksunluktur bu. Öyle olduğu için de her seferinde yenilmeye mahkumdu. Ne yazık ki, her seferinde yenildiler. İki yüz yıllık tarih bunu gösteriyor.

Ludistlerden ve anarşistlerden kalan bu örgütlenme mirası Rusya'da bir adım daha ileriye taşındı, sovyet tipi örgütlenmeler ile taçlandırıldı. Ludistlerden ve anarşistlerden farklı olarak Rusya'daki sovyet tipi örgütlenmeler iktidarı isteyen, devrimi hedefleyen siyasal yapılar ile bağ kurdu, destek verdi. Sovyet tipi örgütlenmenin siyasal yapı ile kurduğu bağ, tutum 1917 Ekim devrimi ile taçlandı. Sınıf mücadelesinin fabrikalarda tabandan gelen, uygun ortamda yaygınlaşan, emir komuta zinciri içinde oluşmayan ama politikleşme sürecini hızla yaşayan bu örgütlenme biçimi çok önemli bir deneyim olarak tarihte yerini aldı. Ne yazık ki, yeterince anlaşılamadan... Hatta, yanlış anlaşılan bir şekilde!...

Ludistler ile başlayan anarşistler ile süren, sovyetler ile görkemli doruğuna ulaşan örgütlenme biçimi daha sonra "komite"/"konsey"/"taban örgütlenmesi" gibi fetişleştirilmiş kavramlar ve uygulamalar ile neredeyse içi boşaltıldı. Zira yapılan, o görkemli tarihsel deneyimin tersi idi. Daha "sivri" bir dil ile Lenin'in "Ne Yapmalı"sının kötü birer okuması idi. Kötü bir okuma idi, zira sınıfın kendisinin yapması gerekeni, sınıf dışı yapmak isteği ağır bastı: komiteler/konseyler/sovyetler adeta "zorla" oluşturulmak istendi, ne yazık ki bunlar genellikle yapay oluşumlar olarak kök salmadı, oluşturulanlar ise ya uzun ömürlü olmadı ya da etkili olmadı. Yanlış okuma, uygun ortamın oluşturulması ile ilgili "ne yapmalı" sorusunu "es geçip", yapılacakları bir kenara koyup, sınıfın yapması gereken role soyunmaktı. Öyle olduğu için de her seferinde bu çabalar bir duvara çarpıp kaldı. Olması gereken sınıfa bu örgütlenme ortamını sağlamak, onun komite/konsey/sovyet tipi örgütlenmesi ile bağ kurmaktır. Yunanistan'da "genç çocukların" örgütlenmesi, örgütlenme biçimi, mücadelesi bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatıyor. Tarih, hem dündür hem de bugün! Hem dünden, hm de bugünden öğrenecek çok şey var: Ludistlerden Yunanistan'ın asi çocuklarına kadar...



• Yüksel Akkaya Arşivi •


Mavi Defter